Etiketler

17 Aralık 2012 Pazartesi

No 37



Hepimiz Cindrella masalını mutlaka ebeveynlerimizden ya da büyük annelerimizden dinlemişizdir. Üvey annesi ve üvey kız kardeşlerinin yanında zorluk içinde büyüyen Cindrella’nin bir gün dileği gerçek olur. Bir peri onu harika bir şekilde süsler ve partiye katılmasını sağlar. Orada rüyalarının erkeği ile tanışır ve ta ta mutlu son. Adam bütün kasabayı dolaşarak Cindrellan’nın o gece kaybettiği ayakkabının diğer eşinin uyacağı kızı arar, sonunda bulur ve evlenir.

Gerçek hayata yansıttığımız da aslında hikaye ile benzerlik gösterir. Erkekler ya da kadınlar ayakkabının gerçek sahibini bulana kadar sürekli denerler. Hatta ‘Sizde bir deneseniz belki size de uyar’ düşüncesi ile ısrarcı olarak.

Gün gelir tam numarayı bulur ve mutlu son için ilk adım atılır. Aslında genelde o adımdan sonrası en önemlisidir. Saygı ve sevgi çok sağlam temellere oturmamış ise pamuk ipliğine bağlı gibi her şey sökülür ve o çok sevdiğiniz, güvendiğiniz kişi birden hiç tanımadığınız birine dönüşür.

Günümüzde ilişkilerin yürümeme sebeplerinden biride ayakkabının gerçek sahibini ararken çok fazla detaya inmemiz. Bu deneme yanılma süreci sonucunda sadece kalp değil ayaklarda deforme olur. Aslında elinizdeki ayakkabı 37’dir ama bir türlü kimseye uymaz çünkü ayaklarda tıpkı yüreklerimiz gibi kemik bağlamıştır. Kadın da erkek de bir mutlu, bir mutsuz, aşık, terk edilmiş, aldatılmış, çok sevmiş oyununu oynarken sırf kendi kırılmasın diye sürekli karşı tarafa gardını almış şekilde dolaşır. Aslında istediği mutlu bir birliktelik iken karşılıklı mükemmeliyet listesi uzar gider.

Şimdilerde her geçen gün  geçmişten daha da uzaklaşıyoruz. Masallardan, romanlardan ve mutlu sonlardan da. Teknoloji, gelişen dünya her şeye kolay ulaşabiliyor olmak bizi mantıksal olarak ileriye götürse de duygusal olarak her geçen gün daha da materyalist hale getiriyor. Lütfen yazıyı okuduktan sonra şöyle bir 5 dakika düşünün ve kendinizin nerede olduğuna dürüstçe bakın. Hala sağlam bir 37’misiniz yoksa çoktan deforme mi oldunuz?

10 Aralık 2012 Pazartesi

48 Saniye


"Sanki gemisini başıboş bırakmış bir kaptan gibiydim. Öylesine sürükleniyor, kontrolü elimde tutmak bir yana hep durumu kurtarmaya çalışıyordum. Ve hayat bir dümenin başında, gemiyi kullanmayı öğrenemeden geçip gidiyordu” Kitabı elime aldığımda arka sayfada tamda bunlar yazıyordu.
Hayatınız kaptanı olmak öyle pattadak olan birşey değil. Herzaman öğrenilecek ve geliştirilecek yönler oluyor. Topluma kulak asmamayı geçtim, egoyu kontrol altında tutmak bile başlı başına bir olay.
Şahika’nın kitabını okuduğumda diğer kişisel gelişim kitaplarından farklı olarak sana ne yapman gerektiğini dikte etmediğini farkettim. Sadece basından geçen gerçek olayları anlatıyor. Size de okuduklarınızdan kendinize ders çıkarmanız kalıyor.
 Kitapta 6 temel mesaj var. İste size merak uyandrması açısından başlıkları;
1.    “Hey yabancı, insan hakkında neler biliyorsun?”
2.    “Senin için duygu sadece Türk filmlerinde mi var?”
3.    “Dil sadece dondurma yemeye mi yarar?”
4.    “Mademki her şey enerji, senin enerjin ne durumda?”
5.    “An’da kal, “-mış” gibi yaşa, iste ve inan”
6.    “Egzersiz Yap.”
Belki sizde benim gibi tonlarcasını okudunuz kişisel gelişim kitaplarının ama bu 2 günde okunacak, akıcı ve eğlenceli bir kitap. Birde 48 saniyenin mesajını çözebilirseniz ne ala…

9 Aralık 2012 Pazar

Cook Shop



Cook Shop’a girdiğimde içimi ısıtan şey kırmızı beyaz kareleri masa örtüleri. Bana ev sıcaklığını hatırlatıyor ve nedense yiyeceğim herşeyin anne elinden çıkmış gibi lezzetli olabileceğini düşündürüyor.
Menüyü inceleyip sipariş vermeye başladığınızda da bu duygudan çok uzaklaşmıyorsunuz aslında. Çorbalardan soğan çorbası, ara sıcaklardan pazı dolması aynı evde yapılmış gibi. Makarnalar, salatalar birçok kafede olduğu gibi farklı bir lezzete rastladım diyemem.
Hamburgerleri ise gerçek ev hamburgeri tadında, özelikle keçi peynirli olanı denenebilir. Et sipariş vericekseniz lütfen nasıl pişmesini istediğinizi söyleyin, garsonlar genelde sormayı unutuyorlar ve çoğunlukla çok pişmiş geliyor.
Cook shop’daki favorim Magnolia tatlısı. Çileklisinden asla vazgeçmem, illa çikolatalı diyenlerde çıkabiliyor. Kararı size bırakıyorum. Yanında söyle okkalı bir Türk kahvesi içelim derseniz oda mevcut, hatta çikolatalısı bile var. Konu Türk kahvesi ise seçenek çok.
Buarada Nisantası Valikonağında açılan yeni yerinde oldukça keyifli müzükler çalıyor. Bodrum Cook Shop’u aratmadı bana. Kahvaltı tabağı ve ev limonatasıda pazar sabahları için uygun olabilir.
 Bağdat caddesine de biran once açılmasını bekliyoruz.

6 Aralık 2012 Perşembe

Balıkçı Kahraman


Karadeniz'in ünlü balığı Kalkan’ın zamanı geliyor. En lezzetli zamanı Ocak sonundan Mart ortalarına kadardır.  Söyle ellerinizle doya doya, kılçıklarına kadar (hatta halk arasında düğme derler) sıyıralım derseniz mutlaka Balıkçı Kahraman’a uğrayın. Israr ediyorum şimdiye kadar daha iyi Izgara Kalkan yediğim bir yer olmadı. Anadolu yakasında oturanlar için yolu özellikle uzak ama inanın bana değer. Yolunuz  Rumeli Kavağına düşerse burayı deneyin. Rumeli Kavağı Karadeniz kıyısının dibi olduğu için kalkanlar adeta denizden yeni çıkmış. Fiyatları için uygun diyemeyeceğim, son gittiğim birkaç sefer aşağı yukarı aynı hesabı ödedik, ne yerseniz yiyin kişi başı 125-150 TL arası bir parayı gözden çıkarmanız gerekiyor. Bu parayı öderken tabiki sadece kalkan yemiyorsunuz. Başlangıçta klasik balıkçı mezeleri, ara sıcak olarak karides kalamar bolca servis ediliyor. Buarada farklı birşey tadayım derseniz de kalkan ciğeri ve yumurtasıda denenebilir. Hamsili mısır ekmeğini de aklınızın bir köşesinde tutun. Salata malzemeleri ise hep günlük ve taze, domatesler şeker adında.
Kabak tatlısı benim favori tatlım olmasada yiyen herkes beğendi. Ben balık üstüne dondurmalı helvayı herzaman tercih ederim. Buarada bukadar ballandırdın umarız şahanede bir manzarası vardır ya da şöyle güzel bir deniz havasıda alırız diye bir  hayaliniz olmasın. Rumeli Kavağında sokak arasında bir restaurant ama kalkanı tadınca deniz manzarasını falan unutuyorsunuz. Haftasonları oldukça kalabalık oluyor, haftaiçi akşam daha sakin ve keyifli bana göre.
Adres: Rumeli Kavağı Mh.  İskele Caddesi No:15, 34450 Rumeli Kavağı, Turkey
Tel: 0212 242 9899

5 Aralık 2012 Çarşamba

Bedri Usta



Bir arkadaşımın değimi ile ‘hadi yürü kuyruk yağı vaktimiz geldi ‘diye neredeyse 2 haftada bir uğradığımız bir mekan haline geldi Bedri Usta, tabii bu sıklık kış aylarına özel. Yazında neredeyse ayda bir gitmedik desem yalan olur.

Lahmacunun en kıtırı burada. Eskiden Caddebostan’da sokak arasında bulunan Sahan yapardı Bağdat caddesinin en iyi lahmacununu ama son zamanlarda Bedri Usta’dan iyisi yok.
Kuzu kıymasından bol soğanlı ve kıtır kıtır bu lezzet sipariş vermesenizde başlangıçlar arasında servis ediliyor. Şimdi birde menüye yeni eklenen adana lahmacun var, oda denemeye değer. Masaya oturduğunuzda mezeler genellikle fix geliyor. Turşu, babaganuş, fıstıklı tahin, nar ekşili ot tabağı, süzme yoğurtlu cacık, karışık narlı salata, sumaklı soğan, tereyağlı tulum peyniri ve tabiki şişko pideler. Gavurdağ salatası da geliyor ama bence cevizsiz olmaz, garsondan ceviz ilave etmesini rica etmenizi tavsiye ederim. Çiğ köfteden bahsetmeye gerek yok sanırım, oda sormadan geliyor. Ana yemek olarak terbiyeli Bedri Usta şiş neredeyse 1,5 kişilik, 2 kişi gidiyor iseniz o kadar mezeden sonra bence 1 porsiyon yeterli oluyor. Aaa kırk yılın başı kebapçıya geldik, şöyle kebaba doyalım diye ısrar ederseniz farklı birçok şeçenek var et için, ama benim favorim Bedri Usta Şiş. Adana Kebap sevenlerdenseniz tadına bakmadan çıkmayın oradan:)

Tatlılar müesseseden yeseniz de yemeseniz de sofranızdan almıyorlar, dondurmalı irmik ve fıstıklı kadayıf afiyetle yenir derim ben, iş çığırından çıktı nede olsa bir kere.  Şarap yerine rakı tercih etmenizi öneririm. 35’lik rakı ve tüm bu leziz sofranın 2 kişilik maliyeti 120-140 TL civarı, şarap içerseniz fiyat biraz yükseliyor.  İşletmenin başarı sırrı bence Bedri Usta’nın tüm misafirlerini aynı güler yüzlülük ile karşılaması. Maç günleri bahçe kısmı normalden biraz daha fazla duman altı oluyor. Hafta sonu rezervasyon gerekiyor.

Bu arada unutmadan, evlere servis var. Çiftehavuzlar sahilde sadece döner üzerine ve yine Bağdat caddesi üzerinde lahmacun ve döner keyfini fast food olarak tadabileceğiniz iki ayrı şubesi de mevcut.

Adres: Cemil Topuzlu Caddesi No:43/C. Çiftehavuzlar – İstanbul
 Tel: 0216- 358 2040

www.adanakebapcisibedriusta.com.tr

 



La Brise


Fransız Mutfağımı Dediniz?

La Brise’i Mutlaka Deneyin....

Bugün sizlere Nişastasındaki La Brise Restaurant’dan bahsetmek istiyorum. Geçen sene Beyoğlu Asmalı mescit şubesine giderek mutfağına hayran kalmıştım şimdi ise daha da yakınımıza gelerek şubesini Nişastasında son iki yıldır hareketlenen ve popüler hale gelen Mim Kemal Öge caddesine taşıdı. Gerçek bir Fransız bistrosu diyebilirim. Gerçi bence Beyoğlu’ndaki dekorasyonu daha sempatikti ama lezzet açısından hiçbir değişiklik yok. Aynı damak tadı ve leziz yemekleri afiyetle yiyebilirisiniz.

Ne yemeliyiz kısmına gelirsek; başlangıç olarak tereyağında karides, inanın bana sosuna ekmeğinizi bandıra bandıra yiyeceksiniz. Tereyağı ve kırmızıbiberin karideslerle harika uyumu midenizde şenlik havası estirecek ve arkadan gelenleri tatmak için sabırsızlanacaksınız. Fransız peynirlerinden vazgeçmem derseniz de kızarmış Camambert’i listenize ekleyin.  Fransız mutfağı söz konusu olunca ekmeklerden ayrıca bahsetmeme gerek yok sanırım, her seferinde bu son dilim diyerek bolcana yiyorsunuz.

Ana yemek olarak 2 kişilik servis edilen Chateabriand’ı tavsiye ederim. Etin pişme derecesini zevkinize göre ısmarlamanız mümkün. İyi orta benim her zamanki tercihim. Az orta dediğinizde bazen Türkiye’de ayarı tutturamıyorlar ve bol kanlı gelebiliyor. Önden başlangıç yediyseniz 2 kişilik demesine rağmen 3 hatta 4 kişide paylaşabilirsiniz Chateabriand’ı. Porsiyonlarında asla cimrilik etmiyorlar.

Ortamın ve sohbetin keyfinden tatlı yerine içkiyle devam etmeye karar verdiğimiz için bu seferlik bir tatlı önerisinde bulunamayacağım. Şarap olarak şefin tavsiyelerine kulak vermekte yarar var. Tuğra Öküzgözü yediğimiz yemeklerle oldukça güzel bir uyum sağladı.

Henüz deneme fırsatınız olmadı ise mutlaka önceden rezervasyon yaptırarak biran önce bu sempatik Fransız bistrosunun tadını çıkarın derim. Bu arada sigara içenler için dışarıda ısıtıcılı masalarda mevcut.

Adres: Mim Kemal Öge Caddesi No: 11A Nişantaşı İstanbul
Tel:+ 90 212 244 48 46
 

4 Aralık 2012 Salı

Münferit - Modern Meyhane

Mekan Taksim Galatasaray’da Fransız sokağının bitimde İtalyan konsolosluğuna inen  ara sokakda yer alıyor. Loş ve taş duvarlarla çevrili modern bir Türk meyhanesi olarak gözünüzde canlandırabilirsiniz. Münferit  aynı zamanda bar ve hatta gece 11:00’den sonra da hafif bir club havasına bürünüyor.  Gece 01:00’den sonra içerde ve dışarda iğne atsanız yere düşmeyecek bir kalabalık hakim. Pazartesi’den Perşembe’ye  10:00 – 01:00 saatleri arasında hizmet veriyor. Cuma, Cumartesileri ise 10:00dan gece 03:00’e kadar hizmetinizde. Yemekten sonra barda takılın derim. Özellikle farklı koktelylleri denemeye değer, müziklerde sürekli duyup dinlediklerimizden  daha farklı. Kalabalık arkadaş grubu, kutlamalar ve çift olarak da gitmek için uygun. İç ve dış mekan olarak zevkinize göre rezervasyon yaptırabilirsiniz. Yaş ortalamasi 25-45 yaş arası. Turistler tarafından da oldukça tercih ediliyor.
Başlangıç olarak porcini mantarı ve trüf peyniri ile sotelenmiş kağıtta beyaz peynir, közlenmiş tahinli patlıcan, naneli fava, cerkez tavuğu rakının yanında iyi gidebilecek mezeler arasında. Masanıza servis edilen ançüezli tereyağ ve kızarmış köy ekmekleri ile mezeler çok daha keyifli hale geliyor. Kağıttaki peynirin hakkını vermişler, ikinci kere sipariş vermek durumunda kalabilirsiniz.
Ara sıcak olarak meyhanelerin olmazsa olmazı sotelenmiş ekşili soğan ile sunulan ızgara ve ince kesilmiş dana ciğeri bir seçenek olabilir.
Ana yemeklerde ise klasik meyhane menüsünün biraz dşına çıkılmış. Kuzu etini deneyebilirsiniz. Tatlı yemeden masadan kalkmam diyenlerdenseniz çikolatalı lokma ya da hafif bir öneri derseniz de tahinli ve adaçaylı dondurma denenebilir.
Münferit  Beylerbeyi rakısını imal ediyor ama illada Beylerbeyi rakısını için diye bir ısrar etmiyorlar. Rakı menüsü oldukça zengin zevkinize göre sevdiğiniz markayı sipariş etmeniz mümkün. Buarada şarap menüleri hiç fena sayılmaz ama bu mezelerin yakışanı rakı bence.
Adres: Firuzaga Mah. Yeni Carsi Caddesino:19 Beyoğlu
Tel: 00-90-212-252-5067
Modern Turkish Tavern - Münferit
Münferit is an A la carte restaurant & bar. Good place to hang out with friends. Delicious mezes you can taste with wine or Rakı (Turkish Traditional drink). Especially the passion fruit martini & cinnamon passion cocktail should be valued.  DJ sounds cool. Suitable for celebration, couple, group, meet for a drink, bar to hang out. It is a trendy & stylish place. You can go there with jeans and nice sport shoes. It won’t be easy to hang out with hills at the outside area.
Starter: selection of mezes; feta cheese is served baked in paper with porcini mushrooms and truffle oil. Eggplant with tahini, mashed broad beans with mint, sliced shrimp. Anchovy butter served with roasted rustik bread. Main course: Lamp is sugested. Dessert: Homemade ice cream in flavors like tahini and sage or small donuts full of chocolate also recommended. 
Valet parking, outside sitting is available. Reservation is a need if you would like to go there on the weekends. Try to book your table 1 week in advance. Outside sitting is preferable for smokers. 
Mon-Thur: 10:00 AM - 1:00 AM , Fri-Sat:10:0 AM–3:00 AM Sun: closed

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...