Etiketler

21 Ağustos 2014 Perşembe

La Vie En Rose, Yeniköy

Yeniköy'de sempatik döşenmiş bir Fransız cafe'si La Vie En Rose "Güllerin İçinde Hayat".
Tamam deniz kenarında değil ama arka bahçesi keyifli. Özellikle Cuma ve Cumartesi günleri saat 21:00'den sonra çok keyifli müzik çalınıyor. Yemeklerini denedik off off ne lezziz diyemem ama tatlılar harika görünüyordu. Diyetde olduğunuz bir dönemde asla önünden bile geçmenizi tavsiye etmem, o tatlı dolabı gerçekten insanın aklını başından alıyor. Sıcak tavada hazırlanan cikolatalı dondurmalı ılık kek oldukça lezziz. Menüdeki adı ile Sizzling Brownie. Daha birçok pasta, cup cake ve tart mevcut. Her gittiğinizde farklı biri denenebilir.


Şarap menüsü çok zengin değil ama lezzetli kokteylleri var. Zencefil & limon votkasının farklı baskın bir tadı vardı örneğin.
Fiyatlar çok uygun diyemem, salatalar 25-35, ana yemekler 25-45 arası değişiyor, hadi bu fiyatlara birçok kafe'den gözümüz aşina fakat tatlı ve pasta fiyatları pahalı. Size yukarda bahsettiğim kek 27 TL örneğin. Cup cake'ler 10 TL civarı, çilekli ve çikolatalı özel pastaların dilimi ise 15-25 arası değişiklik gösteriyor.  Bu arada Amerika'nın ünlü cheesecake factory'sindeki oreolu cheesecake lezzetini burada bulmanız mümkün, ben denemedim ama uzaktan beni de ye diyordu.
Yine de ortaya bir tane söyleyip paylaşmanızı tavsiye ederim, aksi taktirde tatlı komasına girebilirisniz.



Bana sorarsanız kahve ve tatlı keyfi yapmak için daha uygun bir mekan. Bu arada unutmadan ev limonatası da lezzetli ve göz doyurucu idi.


Adres: Köybaşı Caddesi, no:80 (Yeniköy sahilde bulunan Özsüt'ün hemen yanıbaşında)
Tel: 0212- 223-23-82

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Fosil, Karaköy



İstanbul’u bu kez de Karaköy’ün teraslarından seyre dalmak isterseniz Fosil bir tercih olabilir.

Menüsü klasik bir cafe menüsünden farksız, şu yemeği de yedim harikaydı, tadı damağımda kaldı diyebileceğim bir lezzet olmadı açıkçası. Eşimin doğumgünü sebebiyle kalabalık gittiğimizden dolayı herkes farklı şeyler yedi ve bol bol yorum yapıldı yemekler üzerine. Bira severler için hem göze hem de mideye hitap eden hamburger menüsü oldukça uyumlu bir ikili gibi.

Bu mekan için farklı farklı yorumlar duymak mümkün. Seveni bayılıyor, sevmeyen de ayy hiç tarzım değildi diye ayrılıyor Fosil’den. Saat 22:00’den sonra masalar kalkıyor ve mekan klüb’e dönüşüyor. 70 ve 80’lerin rock şarkıları ile çoşabiliyorsunuz ama müzik birden yüksek volumlu girdiği için önceden biraz alkol almanızda fayda varJ ara ara günümüz Türkçe rock’larından Manga, Duman vs de çalınca deymeğin mekandakilerin keyfine. Herkes zıp zıp, yerinde duramıyor. Kasıntı bir mekan değil anlayacağınız.  İçki fiyatları İstanbul’daki birçok gece klubüne nazaran daha uygun.

Önceden yemek için rezervasyon yapıp gitmediyseniz vay halinize. New York’daki barlardan bir farkı yok, saat 23:00'den sonra bar sırası Karaköy Güllüoğlu’nun oralara kadar ulaşıyor. Biz doğumgünü için gelmiş olmamıza rağmen yemek sonrası aramıza katılacak arkadaşlarımızı 23:30 civarı içeriye alamadık biraz can sıkıcı olmadı değil.


Mekandaki shot’lar mutlaka denenmeli. Oldukça farklı shot seçenekleri mevcut. Bu arada dekorasyonu oldukça hip. Özellikle de ekteki aydınlatma oldukça ilgimi çekmişti.



Özet olarak yemeğe değil 22:00’den sonra barına gidin derim. İçerisi hınca hınç dolmadan kendinizi kapıdan içeri atarsanız şanslısınız. Özellikle manzara için gidecek olanların yemek rezervasyonu yapması gerekir. 


21 Temmuz 2014 Pazartesi

Shake Shack Hamburger

New York’un en ünlü hamburgercisi  Shake Shack artık Anadolu yakasında. Taksim Tünel ve İstinye Park’dan  sonra Acıbadem’de bulunan Akasya alışveriş merkezinin içine de açılmış. Taksime son 2 gittiğimde de niyetlendim ama bir türlü oturup tadına bakmak kısmet olmamıştı. Geçenlerde Akasya şubesinde denedim sonunda.


Hizmet self servis olmasına rağmen, dekorasyonu oldukça modern bir cafe tadında. Alışılagelmiş hamburgerciler gibi değil. Dükkandan içeri girer girmez garsonlar size menü uzatıyor, sırada beklerken bir yandan ne yiyeceğinize karar veriyorsunuz. Kasada siparişinizi verdikten sonra siparişin hazır olduğunu anlamanız ve sırada ayakta beklememeniz için size bir kumanda veriyorlar. Masanıza oturup 5-7 dk kadar bekledikten sonra kumandanızın ışıkları yanıyor ve hamburgerlerinize doğru yola koyuluyorsunuz. Bu gidişimizde shake shack hamburger ile normal hamburgeri denedik. Patates kızartmaları ise cheddar peyniri eritilmiş ve sade olarak yer alıyor menüde. Ben kalori olayını daha da abartmamak için bildiğimiz usül sade patates siparis ettim. 

Bizim Türklerde klasiktir ya yeni bir kafe ya da restaurant’a ilk defa gittiyseniz  yandaki ne yiyor acaba diye şöyle bir göz ucuyla kesersiniz. Bende öyle yaptım acaba biz en iyisini mi yiyoruz yoksa daha farklı birşeyler varmı diye, mantarlı etli bir hamburgerleri varmış, aklım kalmadı değil çünkü açıkcası kendi yediğimden yani Shake Shack hamburger’den çok da tatmin olmadım. Tabiki bir McDonald’s ya da Burger King ile kıyaslamam ama çok daha iyi ve farklı hamburgerler yedim İstanbul’da. Daha öncelerde yazdığım Balboa Burger ve The Hunger'ın hamburgerleri ve farklı seçenekleri hem mideye hem de göze hitap eden türden. 1 kola 2 standart hamburger ve peynirsiz patates kızartması 35 TL. Evet mekan dekorasyon ve tarz anlamında klasik büfe hamburgerinden farklı ama çok arada kalmış. Yine en fazla 20 dk’da yemeğinizi yiyip kalkıyorsunuz. Mantarlı olanını sırf meraktan deneyeceğim. Sizlere de mutlaka yazarım. 

Neymiş şu New York’un en ünlü hamburgercisi diyenler deneyebilir...

Siparişinizi verdikten sonra size menünüzün hazır olduğunu bildiren kumanda

1 Temmuz 2014 Salı

Mana, Karaköy

Çeşit çeşit rakılar, tam yanına layık mezeler... 

En kral meze bile olsa muabbetsiz rakı içilmez, ya içicen neşelenicen, ya kederlenicen, ya memleketi kurtaracan, ya eski sevgiline sövücen ya da adı gibi aslan kesilecen. Ne değişik bir içkidir bu rakı başka alkollü içeceğin yaptırmadığı herşeyi yaptırır size, dilini çözdürür insanın. İçinizde ne var ne yok dökersiniz masaya. Hatta bazen kafa güzelse hiç dökmek istemediğiniz taşlarda masada yerini bulur. O yüzden boşa dememişler rakı masasına oturtacağın adam çok önemlidir öyle her önüne gelenle rakı sofrasına oturulmaz diye. Gerçek dostlarla güzeldir rakı sofrası, mezeler daha da bir lezzetlenir muabbet derinleştikçe. Bazen mezeye bile gerek yoktur bir tabak söğüş, bir tabak kavun peynir yeter de artar bile. Bunlar geri gelmez zamanlardır, acıyı bile paylaşsanız keyiflidir dostlarla olmak. Biz de Mana’ya kalabalık çok yakın arkaşadaşlarımızla gittik, aynen yukarda da dediğim gibi rakıyı içtikçe neşelendik. Değmeyin keyfimize, haydi şerefe diye kadehler kalktı havaya. Kah sağlığa, kah dostluğa içildi. Kendi içimizde ufak kutlamalar da yok değildi.

Gelelim Mana’ya; menüde o kadar çok rakı çeşidi vardı ki, yukardaki giriş paragrafına esinlenmem bu yüzden. Servis 10 numara, mezeler oldukça lezzetli, fondaki Zeki Müren ve Müzzeyen Senar sizi eskilere götürüyor. Rakılara diyecek yok özellikle Beylerbeyi Göbek Rakısı ve Saki Rakı’yı denemenizi tavsiye ederim.

Sıcak yemekde çok seçenek yok o nedenle bol bol meze sipariş edin rakınızın yanına. İnanın pişman olmayacaksınız. Sıcak yemek olarak da lokum'u (et) önerebilirim, tam da adı gibi pişmişti. Servis yapan arkadaşlar menüdeki rakılar hakkında oldukça bilgili, size seçtiğiniz rakının tarihçesini anlatıyorlar adeta. Sofraya oturur oturmaz 3 çeşit rakı bardağı geliyor, siz içinden seçiyorsunuz geceye hangi bardakla devam etmek istediğinizi. Yanında gelen beyaz leblebi de cabasi. Direkt Atatürk’ü çağrıştırıyor, mekanda Ata bardağı da mevcut.

Modern meyhanenin hakkını vermiş bir mekan. Artık yaz geldiği için dışarda yer bulmak zor çünkü toplasanız 10 masası var, gitmeden 2 hafta önce aramanızı tavsiye ederim. Pazartesi günleri mekan kapalı.

Adres: Kemakeş Mah, Rıhtım Cad. Fransız Geçidi, No:53/8 Beyoğlu İstanbul

Tel: 0212-293-0993
40'a yakın rakı çeşidi
Rakının yanına layık meze ve ara sıcaklar
Top Mücver & Peynirli roka salata
Muhammara & Lakerda
Dolma
Pırasa Köfte

18 Haziran 2014 Çarşamba

Litera



İstanbul’un güzelliklerine tepeden hakim olmak isterseniz Litera doğru adres olabilir. Haliç’ten adalara kadar oldukça geniş bir görüş açısına sahip. Sunduğu manzaraya ve hizmete karşılık fiyatlar ideal.

Yemek menüsü sıradan bir kafe menüsü tadında, o nedenle ısrarla tadın diyebileceğim bir lezzet yok aslında. Akşam 23:00 gibi müzüğin sesi hızlanıyor ve masalar kalkıp mekan club’e dönüşüyor. Bu hafta sonu yurtdışında yaşayan bir arkadaşımızın doğumgünü partisi için gittik mekana. Girince hemen solda kalan teras alanını onun organizasyonuna özel ayırmışlardı. Kanepeler ve ara atıştırmalıklar fena sayılmazdı.  Yazın doğumgünü olanlar için ideal bir seçim bence. Yaklaşık 40 kişiye kadar o alanı kapatmak mümkün, aklınızda bulunsun. İlla doğumgünü değil manzara eşliğinde sevgilinizle ya da eşinizle başbaşa romantik takılmak isterseniz de Litera uygun bir adres olabilir. Gecenin ilerleyen saatlerinde içeri tarafa geçerek (tepesi yine açık) müziğin sesine daha da hakim bir şekilde çoşmak mümkün. DJ ortamı şenlendirmek adına birkaç tane daha Türkçe şarkı çalabilir, gece boyu toplam 2 şarkı çalarak tadını damağımızda bıraktı.

Litera’ya bu kış yine başka bir arkadaşımızın doğumgünü için gitmiştik ama yazın tadı gerçekten başkaymış. Fazla söze gerek yok, bir kadeh şarap ve peynir tabağı eşliğinde eşsiz İstanbul’un tadını çıkarmak için güzel bir seçim.
Araba ile geliyorsanız Galatasaray otoparkına arabanızı park edebilirsiniz.
Doğumgününden bir kare

Adres: Yeni Çarşı Cad. No:32 Beyoğlu İstanbul
Tel: 0212-292- 8947
http://www.literarestaurant.com/

16 Haziran 2014 Pazartesi

Riga, Letonya



Letonya'nın başkenti, Baltık bölgesinin de en büyük şehri Riga. Nüfusu 800,000 kişi kadar. Gidip gezdiğinizde o kadar az insan yaşadığını bir çırpıda fark edeceksiniz. Benim gibi 4 gün kalırsanız ve genelde de eski şehir diye adlandırdıkları "old town"'da takılırsanız bir gördüğünüz kişiyi tekrar görüp memleketinizdeki gibi yüzünüzde bir gülümseme ifadesi belirmesi an meselesi.




Riga şirin mi şirin ufak bir şehir, tarihi dokusuna ve binaların dizaynına diyecek söz yok. Birleşmiş Milletler tarafından neden Dünya Miras listesine alındığını anlamak zor değil. Dediğim gibi ufak bir şehir ve heryeri yürüyerek aslında 2 günde gezmeniz mümkün. Gezilecek yerleri aşağıdaki şekilde gruplayabiliriz.
1. Eski şehir: Lokantalar ve tarihi binalar çoğunlukla bu alanda, aynı zamanda modern alışveriş merkezlerini de içinde bulunduruyor.
2. Güzel ve tarih dokunuşlarla günümüze uyarlanmış binalara meraklı iseniz Art Nouveau mahallesini gezmek de bir seçenek olabilir.
3. Taksi ya da otobüs gibi toplu taşıma aracı ile biraz şehrin dışına çıkıldığında ise villa tipi bahçeli evleri görmek mümkün. Bazı mahallelerdeki evler daha zengin dururken bazıları ise oldukça gelişmesi gereken ve bakım isteyen bir haldeler.
Özgürlük Anıtı "Milda"

Şehre hayran kalmak için kendinizi Özgürlük Anıtını "Milda" önüne atın ve otelinizin lobisinden alacağınız haritanız elinizde dolaşmaya başlayın. Opera binası, Ortadoks Katedrali, İşgal Müzesi, St. Peter kilisesi ve daha nicesi.
Heryer yemyeşil, tavsiyem eski şehri dolaşırken ara ara da kendinizi şehrin tam göbeğinde bulunan parkalara atmanız. Daha geçen ay gittim yani Mayıs 13 civarıydı ve hava durumu 5 derecelere kadar düşüyordu akşamları. Gündüzler ise ortalama 10-15 derece civarı. Istanbul'un Mayıs'ına aldanıp da giderseniz donarsınız söyleyeyim. Ben atkı, bere, mont, bot ne var ne yok iyki götürmüşüm.


Riga'daki mazaraya birde tepeden hakim olayım, ne var ne yok diyorsanız Radisson otelinin 26. katında bulunan bara çıkabilirsiniz. Mekan kapalı olduğu için biz birşeyler içmek yerine fotoğraf çekip ayrıldık. O kadar yüksek olmasada yine iyi bir manzara yakalabileceğiniz Galeria adlı alışveriş merkezinin 7. katında açık hava terası bulunan cafe'de aperatifinizi alıp, manzaranında tadını çıkarabilirisniz. Güneşi batırabilirsiniz diyemiyorum çünkü gün 21:30'dan önce kararmıyor. Hatta zifiri karanlığı sadece akşam 23:00 civarı gördük desem yalan söylemiş olmam. Bu arada havada sabaha karşı 4:20 civarı aydınlanıyor. Benim gibi gün ışığı hayranı biri için birebir ama makul bir saatte gün batımını izlemeyi de özlemedim değil orda bulunduğum zaman içinde.
Her yer park



Biz Daugava nehrinin hemen kıyısında Radisson otelde kaldık, hem old town'a çok yakın hem de manzara çok güzel. Özellikle açık büfe kahvaltısı yemeğe doyamayacağınız cinsten. Old town tarafında da çok fazla otel var ama biraz eli yüzü düzgün olsun, odaların içi de rahat nefes alacak kadar geniş olsun diyorsanız fiyatlar yükseldikçe yükseliyor. Gecesi 1500 dolara bile otel odası var.

Esfane haline gelmiş bir sözüde söylemeden geçemeyeceğim. Letonya'nın kızlarının güzelliği dillere destan derlermiş, biz eşimle o destansı güzelliklerden oldukça nadir gördük, gerçi beyaz ten ve sarı saçlı olmaları kesinlikle iç açıcı.
Rengarenk Salyongozlar Heryerde

Yapmadan dönmeyin diyeceğim şeyler:
Bol bol bira için, özellikle draft biraları çok lezzetli.



3 nazi adlı şef restaurant'ında yemek yiyin.

Operaya bilet alın ve opera binasına girdiğinizde havasını bol bol içine çekin.
Daugava nehri kenarında yürüyüş yapın hatta vaktiniz olursa tekne ile nehir gezisine çıkın.

Riga sizi 3-4 gün ağarlamak için oldukça keyifli bir şehir. Yolunuz düşerse diye gördüklerim cep rehberiniz olsun.

30 Nisan 2014 Çarşamba

Ünlü Şefler Nereye Gidiyor?




Geçenlerde Gurme Rehberini okurken güzel bir yazı çıktı karşıma. Ünlü şeflerin severek, beğenerek gittiği ve önerdiği mekanlar... 

Ben de Istanbul’daki ünlü şeflerin bu önerilerini sizlerle paylaşmak istedim. Yazıya biraz kendi yorumlarımı kattım, bahsettikleri bazı yerlere blog’umda zaten değinmişim ve bizzat gitmişim, o ayrı bir hoşuma gitti. 
Okuyun bakalım sevecek misiniz, ortaya karışık bir yazı oldu.

Sef Aydın Demir:  Rahmi Koç Müzesi Halat Restaurant

Nereye gidiyor:  Feneryolu Ayvalık Balıkçısı
Bu balıkçı benimde eşimle severek gittiğim mekanlardan. Hem evimize yakın, hem de o hayranı olduğumuz Cunda mutfağı lezzetlerini ayağımıza taşıyor. Zeytinyağlarını bizden alıyorlar, marka adı “Ayvada”. Gitme fırsatınız olur ise hem yemeklerin hem de zeytinyağın tadına bir bakın derim. Henüz bu mekanı detaylı yazma fırsatım olmadı ama en kısa zamanda bahsedeceğim. Bu arada yemeklerin lezzetinde zeytinyağın önemi çoktur, Şef Aydın Demir ağzının tadını biliyormuş:)

Tavsiye ettiği mekan:  Safi Meyhane
Denenecekler listesine alındı bile.

Şef Vedat Başaran: Surplus Restaurant

Nereye gidiyor:  Hilton Dragon Restaurant
Hilton Dragon Restaurant’a yıllar var gitmedim heralde. Uzakdoğu mutfağı servis ediyorlar. Sevenler için İstanbul’daki en iyi örneklerden biri denilebilir. Mekanın atmosferi sizi oldukça farklı bir yerdeymişsiniz gibi hissettiriyor.

Tavsiye ettiği mekan:  Kıyı Restaurant
Şef Vedat Başaran’ın gittiği ve tavsiye ettiği yerlere bakılacak olursa eskilerden ve kaliteden ödün vermeyen mekanları tercih ediyor.

Şef Hüseyin Ceylan: Lacivert

Nereye gidiyor:  Kiva Han
Galata Kulesinin dibinde imiş. Ben de daha önce denemedim.

Tavsiye ettiği mekan:  İstinye Park Osmani
 Pidelerini  ve dönerini öneriyor. Yolum düşerse mutlaka deneyeceğim.

Şef Niso Adato: Sanş Restaurant

Nereye gidiyor:  Auqa Restaurant – Four Seasons  Otel Ortaköy

Tavsiye ettiği mekan:  Mikla
Manzarası herşeyden öte. Barıda oldukça keyifli Mikla’nın.

Şef Civan Er: Yeni Lokanta

Nereye gidiyor:  Kantin
Kestaneli beze, hamsili pilav ve ekmeklerini öneriyor. Burayı da aldık listeye. 

Tavsiye ettiği mekan:  Pala Ocakbaşı
Beyoğlu Balık pazarında bir kebapçı.

Şef Barış Tansever:  Sunset Grill & Bar

Nereye gidiyor:  Lucca
Hala bilmeyen gitmeyen var mı bilemiyorum. Özellikle kokteylleri ve finger food’unu tavsiye ederim. İdeal bir buluşma mekanı.

Tavsiye ettiği mekan:  Balıçı Apo
Burdan çıkaracağımız sonuç benim de ağız lezzetim ve zevkim gün geçtikçe iyiye gidiyor. Bu yazıdan hemen bir önceki yazımda Balıçı Apo’yu yazdım sizlere.

Şef Maksut Aşkar: Sekiz İstanbul

Nereye gidiyor: Kantin
İnanın bana Kantin’i oldukça merak ettim ve haftasonu gitmek için aradım cumartesileri en son siparislerini 20:30'da alıyorlarmış.

Tavsiye ettiği mekan:  Kantin, Maya, Gile, Yeni Lokanta ve Nicole
Bunlardan sadece Yeni Lokantayı deneme fırsatım oldu & deneyimimi daha önceki  yazımda sizlerle de paylaştım . 
Lokanta Maya’nın da menüsünün oldukça sıradışı olduğunu duydum. Gile ve Nicole’u de bu durumda listeye aldık.
Gile'nin internet sitesini araştırdım. Ana yemekler 60TL, Türk şaraplarının ise 270 TL civarı olduğunu görünce açıkçası biraz daha tavsiyeye ihtiyaç duyduğuma karar verdim gitmek için. 
Nicole'e yer bulmak pek de kolay değil, önceden rezervasyon için aranmalı. Tecrübeli ile sabit. Gider gitmez yazıcam mutlaka.

Şef Tevfik Alparslan: Topaz Restaurant

Nereye gidiyor: Günaydın Et
Geçenlerde biz de ailecek Şaşkınbakkal şubesine gittik. En kısa zamanda görüşlerimi paylaşacağım.

Tavsiye ettiği mekan:  Park Fora Kuruçeşme

Şef Didem Şenol: Lokanta Maya

Nereye gidiyor: Kantin
Haftaya Kantin’deyiz sanırımJ. Menüsü sürekli değişiyormuş ve daha önce yediğiniz bir şeyi sevmenize rağmen bir dahaki gidişinizde bulamıyor olabilirmişsiniz, ee o da güzel değil mi  mekanın sürekli yeni birşeyler deneme fırsatı veriyor olması. 

Tavsiye ettiği mekan:  Kıyı Restaurant
Heralde çocukluğumdan beri biliyorum bu balıkçıyı. Yılların eskitemediği bir klasik.

Şef Şemsa Denizsel: Kantin

Nereye gidiyor: Karaköy Balık Lokantası
Blogumda aratırsanız Karaköy Balık Lokantası hakkındaki yorumlarımı bulabilirsiniz.

Tavsiye ettiği mekan:  Yeni Lokanta ve Lokanta Maya




10 Şef ve 10'u da neredeyse birbirinden farklı mekanlanlara gidiyor. Bazıları İstanbul'un vazgeçilmez mekanlarını tercih ederken, bazıları da bu aralar neresi çok tercih ediliyorsa oraya gitmekten yana kullanıyor hakkını. Birbirinin mekanını öneren şeflerde yok değil. Ee iyi bir şef olunca bugün sen bana gel mantı açtım yarın ben sana geleyim karalahana dolmasına gibi bir muabbet geçiyor olabilir aralarında. Yazı oldukça ilgimi çektiği ve içlerinde henüz gitmediğim yerler olduğu için sizlerle de paylaşmak istedim. Önümüz yaz, evde oturma zamanı bitti, tam vaktidir İstanbul'u ve yeni mekanları keşfin. Biz tam yol ileri Kantin'deyiz:)



Kaynak: www.radikal.com.tr & Gurme Rehberi 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...