Etiketler

21 Nisan 2016 Perşembe

Dönme Dolap




Hayatımız aslında bir dönme dolap gibi; dünyada değişen birçok şeye rağmen  çoğalma ve aile olma arzusu ister toplum baskısından deyin ister kodlanma deyin çoğumuzun içinde iç güdüsel olarak var. Yavruladıktan sonra birçok şeye bakış açımız değişiyor, ebeveynler olarak ayaklarımız daha bir yere basar hale geliyor. O 45-50 cm boyundaki yumurcaklar bizi bir anda kendimize getiriveriyor. Onlar  için daha çok çalışıyoruz, daha çok okuyoruz, daha çok araştırıyoruz hatta bazen kendimizi kaptırıp pazarlama harikası olan hikayelerin, kitapların, oyunların peşinden koşacağım, herşeye yetişeceğim derken kendimizi harap ediyoruz.   Aman tenise gitsin, oradan çıksın baleye,  piyanoya, oyun grubuna derken aslında bazen çoçuğumuz gerçek anlamda neden keyif aldığının farkına bile varamıyoruz. Eğer henüz bir yeni doğansa sütüm yeteri kadar geliyor mu, nasıl arttırırım, onu da bir deneyeyim, bir de bunu deneyeyim,  o blogta bu yazıyor, gece uykusu için şu gerekliymiş gibi bir arbede içinde geçiyor çocuk büyütme maceramız. Bazen minik meleğimizin o ilk günlerini kendi telaşınızdan hak ettiği kadar içimize sindirerek yaşayamıyoruz.  Asla eleştirisel devam etmeyeceğim, çünkü çoğunu ben de yaptım ve belki de yapmaya devam edeceğim. Herkesin kendine göre doğruları ve yatsınamaz çabaları var. Önemli olan gün sonunda ortak bir paydada birleşerek sağlıklı çocuklar yetiştirmek istememiz.
Sorum şu peki tüm bunlara değiyor mu?
Cevabım büyük puntolarla EVET. Öyle bir değiyorki bana kalırsa sonuna kadar. Hamile kaldığımı öğrendiğim an önce bir sevinç, sonra bir korku kapladı içimi, dün gibi aklımda o gün. Önce inanamadım, heveslenmeyelim bu testlere güven olmaz, doktora gidene kadar bekleyelim dedik eşimle. Sonra bezelye tanesini görünce bastık çığlığı. Bizden bir parça içimde yavaş yavaş büyüyüp hayat bulacaktı. Bu ulvi bir görev, hayatımızda keyif aldığımız bazı zevklerden bir süre bizi mahrum bırakacak olsada herşeye değiyiyormuş başta söylediğim gibi.
Normal doğum yapmış biri olarak bebeğimi  kucağıma ilk verdikleri anda başladı tüm serüven. O an daha önce hiç görmediğim bir varlığa patdadanak aşık oldum, doğru kelime aşk mı bilmem ama heyecan, korku, sevinç  ve yüzümdeki o  koskacaman gülümseme, gözyaşları içinde karşıladım hayatımızın en kıymetlisini. O kadar minik ve savunmasız ki gözlerini açmış size bakıyor ve o 1 dk önce çığlık çığlığa ağlayan bebek göğsünüze bırakıldığı anda birden susuveriyor. Bu mucize değildir de nedir?
Ahh o ilk günler ve haftalar diyosunuz şimdi. Hastanede herşey kontrol altında ne zamanki eve geliyorsunuz, tüm hazırlıklar, odası hatta oyuncakları dahi hazır bile olsa ana kucağının içinde önce bir nereye koyacağınızı şaşırıyorsunuz sonra dur beşiği dur yatağı derken sadece ağlamasın diye denemediğiniz yol kalmıyor. Tecrübesizlikle 15 dk içinde hem emzirip hem altını değiştirip hem de pişpişlediğim dakikiları biliyorum. Günleriniz ve geceleriniz oldukça uykusuz geçiyor, hatta bazen hiç geçmeyecekmiş, minik yavrunuz hiç büyümeyecekmiş gibi düşünüyorsunuz. Günler dakika yavaşlığında geçse de, aylar tam tersine şaha kalkmış bir at hızında ilerliyor. Ozaman da hiçbir anı kaçırmamak için birinin zamanı durdurmasını diliyorsunuz. Büyük bir serüven başlamış oluyor, eşinizle olan hayatınız hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak diye endişeleniyorsunuz ama hepsi gelip geçiyor ve her anına değiyor.  Sorumluluk çok; minicik elleri, ufacık atan o kalbi sağlıkla büyütmek ve hayata kazandırmak en tatlı hedefiniz oluyor. Önceden sadece kendiniz için yaşarken, o dönme dolaba adım atmanızla birlikte yaşamımız tamamıyle değişiyor ve renkleniyor.
Madem hayat bir dönme dolap, vakit kaybetmeden sende kendine bir yer kap.
 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...