28 Aralık 2012 Cuma
Yeni bir yıla Merhaba dememize sadece 3 gün kaldı. İçinde 3 olan herşeyi çok sevdiğim gibi 13 rakamını da özellikle severim. Olumsuz inanışların aksine hayatımın birçok döneminde 13 sayısının bana uğur getirdiğine inanıyorum. 2013'de sanki daha şimdiden göz kırpıyor bana, senin için burdayım der gibi.
Heyecanla bekliyorum gelişini.
Bu sene benden bu kadar. 2013'de görüşmek üzere... Beni yanlız bırakmayıp yazılarımı ilgi ile okuyan ve takip eden tüm arkadaşlarıma teşekkürler.
Sağlık, neşe, huzur, kahkaha ve yeni heyecanların bizlerle olacağı bir sene dileklerimle.
27 Aralık 2012 Perşembe
"21 Aralık 2012"
21 Aralık 2012 Haber Başlıkları:
“Kar Kıyamet” – Hürriyet & Sabah Gazetesi
“Karla Gelen Kıyamet” – Haber Türk Gazetesi
“Bu Rezalet Kıyamet Gelse de Aşılmaz” – Vatan Gazetesi
“Şirince’de Mali Kıyamet” – Posta Gazetesi
“Herşey Buraya Kadarmış” – Radikal Gazetesi
22 Aralık 2012 Haber Başlıkları:
“İyimserliği elden bırakmayalım, hiç olmazsa cehennemde ısınmak için yakıt parası yok!”– Hürrüyet Gazetesi (Ertuğrul Özkök)
“Biz Öldük!” – Sabah Gazetesi
“Biz Öldük!” – Sabah Gazetesi
“Kıyamete Fit Girin” – Posta Gazetesi
“Yeni dosyayı açıyoruz: Yeşil itiraf ediyor. Aslında kıyametten Susurluk çetesi sorumlu” – Radikal Gazetesi
“Şok! Kandırıldık, Şeytan aslında iyiymiş” – Star Gazatesi
“Şok! Kandırıldık, Şeytan aslında iyiymiş” – Star Gazatesi
Sizlere sadece çok satan gazetelerin 21 Aralık Kıyamet Günü ve ertesi gün için yayınladıkları başlıkları aktarıyorum.
Ben 21 Aralık için tarafsız olan gruptaydım. Gelirse gelsin, son günümüz bügun ise öyle olsun deyip yaşadığım herşey için şükrettim sadece. İnananlara gelirsek ki bunların başında yakın aile fertlerimden bazıları da var, bana “bütün gün televizyon izlesen sende biraz olsun acaba demeye başlarsın” diye bir de beni kendi saflarına çekmeye çalıştılar birkaç gün öncesinde. Sularımızı, mumlarımızı hazır ettik hattaJ Baya bir bekliyoruz “Karanlık Günleri”. Medayada hergün farklı haberler; Şirince’ye giden ünlüler, kopacak kıyamete dair varsayımlar vs, o kadar çok kafamızı oyaladılar ki son 10 günün haberlerini ve asıl önemli olaylarını sorsanız kimse Kıyamet harici birşey hatırlayamaz duruma geldi. Dünya basınında takip ettiğim kadarıyla haberler bu kadar şiddetli değildi. Bizde ise baya bomba haber etkisi yarattı.
Allah aşkına sorarım size Şirince’dekiler ya da Fransa’nın Bugarach köyündekiler kurtulunca ne olucaktı, tüm dünyayı mı kurtaracaklardı?. Gidenler nasıl bir inançla ya da neyi ümid ederek gittiler, uzunca bir zaman bunu düşündüm bu hafta. Herkesin kendine göre farklı bir açıklaması var. Sonunda öyle ya da böyle bugün hala sağlıklı bir şekilde hayattayız. Belki de Mayaların bize vermek istediği mesaj dünyayı tekrardan yaşanılır bir yer haline getirmemizdi.
Uğraşıyoruz didiniyoruz ama insanlar olarak hala dünyanın sonunu getiremedik ama her geçen gün daha da yaşanmaz hale getirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Şavaşlar, katliamlar, tecavüz, kızların küçük yaşta satılması, şehitlerimiz ve daha binlercesi.
Yaşadığımız gezeni yaşanır hale getirmek bizim elimizde, kötülüklere son vermek de. Belki Kıyamet Gününden çıkarılabilecek en güzel mesaj budur.
Leman'dan duruma uygun süper bir karikatür:)
Madem yaşıyoruz ve taaa M.Ö ortaya atılan tezler, hesaplamalar bile bu dünyayı tersine çevirmeye yetmedi o zaman Fransızların dediği gibi “Carpe diem” (Günü Yakalayın). Hergün bir öncekinden daha değerli.
26 Aralık 2012 Çarşamba
Mutlu Yıllar

Yeşil, Kırmızı, Beyaz ve Sarı desem size ne ifade eder? Bu renkler bir araya geldiklerinde size ne hatırlatır?
Yeni yıl denildiğinde ilk aklıma gelen 4’lü bu renkler oluyor, sonrasında Noel Baba, geyikler, çam ağacı, süsler, mumlar, çanlar harika bir görsel şölen. Yılbaşı gecesinden çok tüm caddelerin, hatta evlerin farklı renklere bürünmesi, insanların sokakta küçük de olsa birbirini mutlu etmek için hediyeler alması benim en keyif aldığım zaman.
Her Aralık ayında içimden tonlarca şey geçiyor; bir heyecan, bir kıpırtı gelecek seneye dair yeni umutlar. Çocuklar gibi içim içime sığmıyor. Hiç üşenmeden her sene o ağacı aynı keyifle süslemek, sonrasında ışıklarını yakıp karşısına geçip oturmak, belkide hayaller kurmak. Bir çocuğun dünyanın tüm kötülüklerinden, zor günlerinden habersiz kurduğu tertemiz kar saflığında hayaller ve umutlar.
Bazen diyorum kendimi Nişantasına atsam, ışıklar altında yürüsem, renkli sokakların tadını çıkarıp akşam bir kafede oturup kahvemi yudumlasam, bazen ise dağda doya doya kayıp, beyazın ve özgürlüğün keyfini çıkarsam sonrasında şömine başındaki ağacın altında şarabımı yudumlasam, bazen de bir uçağa atlayıp Paris’de olsam, Champs Elysees’e deki mağazaların önünde saatlerce durup vitrinlere baksam, özellikle oyuncak mağazalarının önünde bir ileri bir geri haraket eden noel babaların gerçek olmadığını bile bile elini uzatıp bana “Merhaba” diyeceğini hayal etsem. Tüm bunlar benim için yılbaşını keyifli hale getiren düşünceler.
Renkli kurabiyeler, çubuk tarçın kokusu, noel müzükleri ve çam ağacı... Ocak doğumlu olsamda kış ve sonbaharı sevmeyen bir insan olarak Aralık ayında içimde hisettiğim heyecan bana hep neşe veriyor.
En sevdiğim özlü sözlerden biri: “Drop the last year into the silent limbo of the past. Let it go and welcome the new year with new hopes and excitement”
Bir önceki yıl ve yaşananlar geçmişte kaldı artık yepyeni umutlarla önümüze bakma zamanı. Geçen sene sahip olduğunuz tüm güzelliklere ve mutluluklara dört elle sarılın ve sahip çıkın. Sizi mutsuz ve huzursuz eden herşeyden ise bir bir vazgeçin. Unutmayın her yenı yıl bize istediğimiz dilekleri gerçekleştirmek için fırsat. Hayallarinizden asla vazgeçmeyin ve peşinden koşun. Dünyanın neresinde olursanız olun yeni senenin tadını çıkarın ve hiçbirşeyi ertelemeyin...
2013’ün çam ağacı kadar renkli ve neşeli, kar taneleri kadar beyaz ve huzur dolu geçmesini dilerim.
Etiketler:
2013,
Aralık,
Beyaz,
Hayatın İçinden,
Kar,
Kırmızı,
Mutlu Yıllar,
Sarı,
Yeni Yıl,
Yeşil
24 Aralık 2012 Pazartesi
Karanlığın Elli Tonu
Grinin Elli Tonunu okuduğumda kitabın kahramanı Christian ile baş edilebilir diye düşünmüstüm . Hatta hayır demek olanaksız gibi de büyük bir cümle kurmuştum. Merakla ikinci kitabı okuduktan sonra bu düşüncemde yanılıyor olabileceğimi hissettim.
Herşeyin dışardan mükemmel göründüğü bir ilişki, sonsuz özveri, karanlık sırların birer birer gün yüzüne çıkması, baş kaldırı, geçmişi sürekli bir gölge gibi arkanda hissederek güne başlamak, kıskançlık, tutku ve büyük bir karar...
Karanlığın Elli Tonu fantazi dünyasından yine uzaklaşmazken ilkinden farklı olarak oldukça polisiye ağarlıklı. Bence elinizden bırakamayacaksınız hatta büyük kararların sonucunu görmek için Özgürlüğün Elli Tonunu’da okumanız gerekecek. Ben okumaya başladım bile.
21 Aralık 2012 Cuma
Misina Balık Restaurant
Yazarken bile ağzımın sulandığı bir balıkçı Misina. İnanın bana Anadolu yakasının en iyi balıkçısı diyebilirim. Mekan Fenerbahçe Dalyan’da ara sokakta yer alıyor, hatta kapıdan bakıldığında modern bir çay bahçesi imajı çiziyor ama içeriye girip meze dolabına yaklaştığınızda nereye geldim ben dememeniz imkansız. Birde seçtiğiniz lezzetlerin sofranıza servis edildiği anı hayal edin. Özellikle kullandıkları Zeytinyağ’ına hayran kaldık. Sorunca tabikide Edremit yöresinden geldiği kaçınılmaz gerçeği ile karşılaştık. İlgilenenler için markanın adı “Ayvada”. Kendinizi kaptırıp ekmek banmaya başlarsanız arkadan gelecek meze ve balıklara yer kalmayabilir, uyarmadı demeyin. Neler yiyebileceğinize gelirsek;
Başlangıç olarak: Ahtapot söğüş, ızgara kalamar, levrek marine, karışık ege ot tabağı, tereyağında jumbo karides en lezzetli seçenekler arasında. Ara sıcak karidesli enginar beğendi, kalkan tandır (mevsimi ise), balık köfte. Ana yemekte balık tercihi size kalmış ama bugüne kadar neyi denediysem hepsi başarılıydı. Balıkta önemli olan pişirirken balığı kurutmamaktır, mekan oldukça kalabalık olmasına rağmen herkesin tabağındaki lezzeti eşit tutturmayı başaran aşcıya birkezde buradan teşekkürler. Bu arada kabuklu deniz ürünleri seviyorsanız onlarda mevcut. Fazla anlatmama gerek yok meze dolabını gördüğünüzde kararı kendiniz verin.
Manzaralı, rahat, konforlu ve çok şık bir mekan canlandırmayın gözünüzde. Bahçe kısmı dediğim gibi çay bahçesinin modern versiyonu ve sigara içilebiliyor. İç mekan ise biraz Yunan tavernası tadında ve daha derli toplu. Keyifli yunan müzikleri de çalıyorlar ama ancak içerde oturunca duymak mümkün oluyor.
Haftaiçi 12:00 -23:00 arası hizmet veren mekan haftasonu 1:00’e kadar açık. Oturan olursa biraz daha uzayabiliyor. Rezervasyon yaptırmadan gitmeyin özelliklede haftasonu yer bulmanız imkansız.
00-90- 216-550-0258
Fenerbahçe Mh. Doktor Faruk Ayanoğlu Caddesi No:34, Kadıköy, Türkiye
*****************************************************************************
Misina Restaurant - Try the best fish mezes in Anatolian side
Suggestions for starters: Octopus, calamari, marine sea bass, Aegean special green herbs, shrimp in butter. Main dish: Sea bass, sea bream, turbot. Dessert: volcanic, hot semolina dessert with ice cream inside.
If you are interested you can order lobster but don’t forget to negotiate for its price.
Varieties of great fish mezes should be tasted from Aegean. You will understand what I mean when you see the meze refrigerator. Please don’t look for a sea view, the place is at a neighborhood street.
They serve between 12:00 to 23:00 PM. Restaurant is open till 1:00 PM during weekends.
Fenerbahçe Mh. Doktor Faruk Ayanoğlu Caddesi No:34, Kadıköy, Turkey
20 Aralık 2012 Perşembe
X Restraurant: Manzaraya Değer…
X Restaurant İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) merkezi olan Şişhane’deki Deniz Palas’ın en üst katında, ambiyansı ve manzarası ile kaliteli bir ortam. Iç mekan ışıklı ortamlardan hoşlananlar için oldukça karanlık olabilir ama burada amaç tamamen Istanbul’un Tarihi yarımada manzarasını gözler önüne sermek. Ilk tanışma veya buluşma yemekleri için oldukça uygun bir manzara. Masalara konan ufak mum ısıkları eşliğinde tüm romatizm havasını burada yakalamanız mümkün. Özellikle dışarda oturmanızı tavsiye ederim, hele birde yakamoza denk gelmişseniz değmeyin keyfinize...
Yemekleri ve menüyü aynı heyecan içinde anlatamayacağım ne yazık ki. Başlangıç olarak enginar salatası, ana yemek olarak da et tercih ettik. Hiçbiri kötü değildi fakat aklımda yer eden lezzette de olduğunu söyleyemem. Manzara için kesinlikle birkez daha gidebilceğim bir mekan. Ahh unutmadan yemek tabakları Güngör Taner imzalı, herbiri birbirinden farklı sanat eseri tadında. Hergün 11:30 – 02:00 arası hizmet vermekte. Özellikle yabancı müşterilerinizi ağarlayabilceğiniz iş yemekleri içinde tavsiye edebilirim. Turistleri bu manzaraya karşı Istanbul’a aşık edebilirsiniz.
Son olarak yazın ya da baharda daha keyifli olabilir.
Sadi Konualp Caddesi No:5. 00-90-212-334-0845
*****************************************************************************
Contemporary styled "X Restaurant"
Restaurant X is located on the top floor of IKSV’s (Istanbul Foundation for Culture and Arts). Fascinating view of The Golden Horn and the historical peninsula. Terrace area is really nice with soft music. Excellent choice for a special evening, could also be a first date dinner:)
Plates are painted, designed & hand-made by a Turkish artist Güngör Taner. Take a taxi or arrange your own private hire transportation. Wine list is extensive with Turkish, Chili, French choices. Better to go there for a drink rather than having a full course. It is open every day between 11:30 and 02:00. The place is suitable for couples, celebrations / anniversaries, business dinners
Your style can be chic with heels and elegant.
Sadi Konualp Caddesi No:5. 00-90-212-334-0845
17 Aralık 2012 Pazartesi
No 37
Hepimiz Cindrella masalını mutlaka ebeveynlerimizden ya da
büyük annelerimizden dinlemişizdir. Üvey annesi ve üvey kız kardeşlerinin
yanında zorluk içinde büyüyen Cindrella’nin bir gün dileği gerçek olur. Bir
peri onu harika bir şekilde süsler ve partiye katılmasını sağlar. Orada
rüyalarının erkeği ile tanışır ve ta ta mutlu son. Adam bütün kasabayı
dolaşarak Cindrellan’nın o gece kaybettiği ayakkabının diğer eşinin uyacağı
kızı arar, sonunda bulur ve evlenir.
Gerçek hayata yansıttığımız da aslında hikaye ile benzerlik
gösterir. Erkekler ya da kadınlar ayakkabının gerçek sahibini bulana kadar
sürekli denerler. Hatta ‘Sizde bir deneseniz belki size de uyar’ düşüncesi ile
ısrarcı olarak.
Gün gelir tam numarayı bulur ve mutlu son için ilk adım
atılır. Aslında genelde o adımdan sonrası en önemlisidir. Saygı ve sevgi çok
sağlam temellere oturmamış ise pamuk ipliğine bağlı gibi her şey sökülür ve o
çok sevdiğiniz, güvendiğiniz kişi birden hiç tanımadığınız birine dönüşür.
Günümüzde ilişkilerin yürümeme sebeplerinden biride
ayakkabının gerçek sahibini ararken çok fazla detaya inmemiz. Bu deneme yanılma
süreci sonucunda sadece kalp değil ayaklarda deforme olur. Aslında elinizdeki
ayakkabı 37’dir ama bir türlü kimseye uymaz çünkü ayaklarda tıpkı yüreklerimiz
gibi kemik bağlamıştır. Kadın da erkek de bir mutlu, bir mutsuz, aşık,
terk edilmiş, aldatılmış, çok sevmiş oyununu oynarken sırf kendi kırılmasın diye
sürekli karşı tarafa gardını almış şekilde dolaşır. Aslında istediği mutlu bir
birliktelik iken karşılıklı mükemmeliyet listesi uzar gider.
Şimdilerde her geçen gün geçmişten daha da uzaklaşıyoruz. Masallardan,
romanlardan ve mutlu sonlardan da. Teknoloji, gelişen dünya her şeye kolay
ulaşabiliyor olmak bizi mantıksal olarak ileriye götürse de duygusal olarak her
geçen gün daha da materyalist hale getiriyor. Lütfen yazıyı okuduktan sonra
şöyle bir 5 dakika düşünün ve kendinizin nerede olduğuna dürüstçe bakın. Hala
sağlam bir 37’misiniz yoksa çoktan deforme mi oldunuz?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








