Etiketler

6 Aralık 2012 Perşembe

Balıkçı Kahraman


Karadeniz'in ünlü balığı Kalkan’ın zamanı geliyor. En lezzetli zamanı Ocak sonundan Mart ortalarına kadardır.  Söyle ellerinizle doya doya, kılçıklarına kadar (hatta halk arasında düğme derler) sıyıralım derseniz mutlaka Balıkçı Kahraman’a uğrayın. Israr ediyorum şimdiye kadar daha iyi Izgara Kalkan yediğim bir yer olmadı. Anadolu yakasında oturanlar için yolu özellikle uzak ama inanın bana değer. Yolunuz  Rumeli Kavağına düşerse burayı deneyin. Rumeli Kavağı Karadeniz kıyısının dibi olduğu için kalkanlar adeta denizden yeni çıkmış. Fiyatları için uygun diyemeyeceğim, son gittiğim birkaç sefer aşağı yukarı aynı hesabı ödedik, ne yerseniz yiyin kişi başı 125-150 TL arası bir parayı gözden çıkarmanız gerekiyor. Bu parayı öderken tabiki sadece kalkan yemiyorsunuz. Başlangıçta klasik balıkçı mezeleri, ara sıcak olarak karides kalamar bolca servis ediliyor. Buarada farklı birşey tadayım derseniz de kalkan ciğeri ve yumurtasıda denenebilir. Hamsili mısır ekmeğini de aklınızın bir köşesinde tutun. Salata malzemeleri ise hep günlük ve taze, domatesler şeker adında.
Kabak tatlısı benim favori tatlım olmasada yiyen herkes beğendi. Ben balık üstüne dondurmalı helvayı herzaman tercih ederim. Buarada bukadar ballandırdın umarız şahanede bir manzarası vardır ya da şöyle güzel bir deniz havasıda alırız diye bir  hayaliniz olmasın. Rumeli Kavağında sokak arasında bir restaurant ama kalkanı tadınca deniz manzarasını falan unutuyorsunuz. Haftasonları oldukça kalabalık oluyor, haftaiçi akşam daha sakin ve keyifli bana göre.
Adres: Rumeli Kavağı Mh.  İskele Caddesi No:15, 34450 Rumeli Kavağı, Turkey
Tel: 0212 242 9899

5 Aralık 2012 Çarşamba

Bedri Usta



Bir arkadaşımın değimi ile ‘hadi yürü kuyruk yağı vaktimiz geldi ‘diye neredeyse 2 haftada bir uğradığımız bir mekan haline geldi Bedri Usta, tabii bu sıklık kış aylarına özel. Yazında neredeyse ayda bir gitmedik desem yalan olur.

Lahmacunun en kıtırı burada. Eskiden Caddebostan’da sokak arasında bulunan Sahan yapardı Bağdat caddesinin en iyi lahmacununu ama son zamanlarda Bedri Usta’dan iyisi yok.
Kuzu kıymasından bol soğanlı ve kıtır kıtır bu lezzet sipariş vermesenizde başlangıçlar arasında servis ediliyor. Şimdi birde menüye yeni eklenen adana lahmacun var, oda denemeye değer. Masaya oturduğunuzda mezeler genellikle fix geliyor. Turşu, babaganuş, fıstıklı tahin, nar ekşili ot tabağı, süzme yoğurtlu cacık, karışık narlı salata, sumaklı soğan, tereyağlı tulum peyniri ve tabiki şişko pideler. Gavurdağ salatası da geliyor ama bence cevizsiz olmaz, garsondan ceviz ilave etmesini rica etmenizi tavsiye ederim. Çiğ köfteden bahsetmeye gerek yok sanırım, oda sormadan geliyor. Ana yemek olarak terbiyeli Bedri Usta şiş neredeyse 1,5 kişilik, 2 kişi gidiyor iseniz o kadar mezeden sonra bence 1 porsiyon yeterli oluyor. Aaa kırk yılın başı kebapçıya geldik, şöyle kebaba doyalım diye ısrar ederseniz farklı birçok şeçenek var et için, ama benim favorim Bedri Usta Şiş. Adana Kebap sevenlerdenseniz tadına bakmadan çıkmayın oradan:)

Tatlılar müesseseden yeseniz de yemeseniz de sofranızdan almıyorlar, dondurmalı irmik ve fıstıklı kadayıf afiyetle yenir derim ben, iş çığırından çıktı nede olsa bir kere.  Şarap yerine rakı tercih etmenizi öneririm. 35’lik rakı ve tüm bu leziz sofranın 2 kişilik maliyeti 120-140 TL civarı, şarap içerseniz fiyat biraz yükseliyor.  İşletmenin başarı sırrı bence Bedri Usta’nın tüm misafirlerini aynı güler yüzlülük ile karşılaması. Maç günleri bahçe kısmı normalden biraz daha fazla duman altı oluyor. Hafta sonu rezervasyon gerekiyor.

Bu arada unutmadan, evlere servis var. Çiftehavuzlar sahilde sadece döner üzerine ve yine Bağdat caddesi üzerinde lahmacun ve döner keyfini fast food olarak tadabileceğiniz iki ayrı şubesi de mevcut.

Adres: Cemil Topuzlu Caddesi No:43/C. Çiftehavuzlar – İstanbul
 Tel: 0216- 358 2040

www.adanakebapcisibedriusta.com.tr

 



La Brise


Fransız Mutfağımı Dediniz?

La Brise’i Mutlaka Deneyin....

Bugün sizlere Nişastasındaki La Brise Restaurant’dan bahsetmek istiyorum. Geçen sene Beyoğlu Asmalı mescit şubesine giderek mutfağına hayran kalmıştım şimdi ise daha da yakınımıza gelerek şubesini Nişastasında son iki yıldır hareketlenen ve popüler hale gelen Mim Kemal Öge caddesine taşıdı. Gerçek bir Fransız bistrosu diyebilirim. Gerçi bence Beyoğlu’ndaki dekorasyonu daha sempatikti ama lezzet açısından hiçbir değişiklik yok. Aynı damak tadı ve leziz yemekleri afiyetle yiyebilirisiniz.

Ne yemeliyiz kısmına gelirsek; başlangıç olarak tereyağında karides, inanın bana sosuna ekmeğinizi bandıra bandıra yiyeceksiniz. Tereyağı ve kırmızıbiberin karideslerle harika uyumu midenizde şenlik havası estirecek ve arkadan gelenleri tatmak için sabırsızlanacaksınız. Fransız peynirlerinden vazgeçmem derseniz de kızarmış Camambert’i listenize ekleyin.  Fransız mutfağı söz konusu olunca ekmeklerden ayrıca bahsetmeme gerek yok sanırım, her seferinde bu son dilim diyerek bolcana yiyorsunuz.

Ana yemek olarak 2 kişilik servis edilen Chateabriand’ı tavsiye ederim. Etin pişme derecesini zevkinize göre ısmarlamanız mümkün. İyi orta benim her zamanki tercihim. Az orta dediğinizde bazen Türkiye’de ayarı tutturamıyorlar ve bol kanlı gelebiliyor. Önden başlangıç yediyseniz 2 kişilik demesine rağmen 3 hatta 4 kişide paylaşabilirsiniz Chateabriand’ı. Porsiyonlarında asla cimrilik etmiyorlar.

Ortamın ve sohbetin keyfinden tatlı yerine içkiyle devam etmeye karar verdiğimiz için bu seferlik bir tatlı önerisinde bulunamayacağım. Şarap olarak şefin tavsiyelerine kulak vermekte yarar var. Tuğra Öküzgözü yediğimiz yemeklerle oldukça güzel bir uyum sağladı.

Henüz deneme fırsatınız olmadı ise mutlaka önceden rezervasyon yaptırarak biran önce bu sempatik Fransız bistrosunun tadını çıkarın derim. Bu arada sigara içenler için dışarıda ısıtıcılı masalarda mevcut.

Adres: Mim Kemal Öge Caddesi No: 11A Nişantaşı İstanbul
Tel:+ 90 212 244 48 46
 

4 Aralık 2012 Salı

Münferit - Modern Meyhane

Mekan Taksim Galatasaray’da Fransız sokağının bitimde İtalyan konsolosluğuna inen  ara sokakda yer alıyor. Loş ve taş duvarlarla çevrili modern bir Türk meyhanesi olarak gözünüzde canlandırabilirsiniz. Münferit  aynı zamanda bar ve hatta gece 11:00’den sonra da hafif bir club havasına bürünüyor.  Gece 01:00’den sonra içerde ve dışarda iğne atsanız yere düşmeyecek bir kalabalık hakim. Pazartesi’den Perşembe’ye  10:00 – 01:00 saatleri arasında hizmet veriyor. Cuma, Cumartesileri ise 10:00dan gece 03:00’e kadar hizmetinizde. Yemekten sonra barda takılın derim. Özellikle farklı koktelylleri denemeye değer, müziklerde sürekli duyup dinlediklerimizden  daha farklı. Kalabalık arkadaş grubu, kutlamalar ve çift olarak da gitmek için uygun. İç ve dış mekan olarak zevkinize göre rezervasyon yaptırabilirsiniz. Yaş ortalamasi 25-45 yaş arası. Turistler tarafından da oldukça tercih ediliyor.
Başlangıç olarak porcini mantarı ve trüf peyniri ile sotelenmiş kağıtta beyaz peynir, közlenmiş tahinli patlıcan, naneli fava, cerkez tavuğu rakının yanında iyi gidebilecek mezeler arasında. Masanıza servis edilen ançüezli tereyağ ve kızarmış köy ekmekleri ile mezeler çok daha keyifli hale geliyor. Kağıttaki peynirin hakkını vermişler, ikinci kere sipariş vermek durumunda kalabilirsiniz.
Ara sıcak olarak meyhanelerin olmazsa olmazı sotelenmiş ekşili soğan ile sunulan ızgara ve ince kesilmiş dana ciğeri bir seçenek olabilir.
Ana yemeklerde ise klasik meyhane menüsünün biraz dşına çıkılmış. Kuzu etini deneyebilirsiniz. Tatlı yemeden masadan kalkmam diyenlerdenseniz çikolatalı lokma ya da hafif bir öneri derseniz de tahinli ve adaçaylı dondurma denenebilir.
Münferit  Beylerbeyi rakısını imal ediyor ama illada Beylerbeyi rakısını için diye bir ısrar etmiyorlar. Rakı menüsü oldukça zengin zevkinize göre sevdiğiniz markayı sipariş etmeniz mümkün. Buarada şarap menüleri hiç fena sayılmaz ama bu mezelerin yakışanı rakı bence.
Adres: Firuzaga Mah. Yeni Carsi Caddesino:19 Beyoğlu
Tel: 00-90-212-252-5067
Modern Turkish Tavern - Münferit
Münferit is an A la carte restaurant & bar. Good place to hang out with friends. Delicious mezes you can taste with wine or Rakı (Turkish Traditional drink). Especially the passion fruit martini & cinnamon passion cocktail should be valued.  DJ sounds cool. Suitable for celebration, couple, group, meet for a drink, bar to hang out. It is a trendy & stylish place. You can go there with jeans and nice sport shoes. It won’t be easy to hang out with hills at the outside area.
Starter: selection of mezes; feta cheese is served baked in paper with porcini mushrooms and truffle oil. Eggplant with tahini, mashed broad beans with mint, sliced shrimp. Anchovy butter served with roasted rustik bread. Main course: Lamp is sugested. Dessert: Homemade ice cream in flavors like tahini and sage or small donuts full of chocolate also recommended. 
Valet parking, outside sitting is available. Reservation is a need if you would like to go there on the weekends. Try to book your table 1 week in advance. Outside sitting is preferable for smokers. 
Mon-Thur: 10:00 AM - 1:00 AM , Fri-Sat:10:0 AM–3:00 AM Sun: closed

29 Kasım 2012 Perşembe

Grinin Elli Tonu



Tutku?
İhtiras?
Şehvet?
Hakimiyet? / Teslimiyet?
Anlaşma...
Bonkör bir sevgili
Karanlık sırlar
Fantazi dünyasında yeni keşifler
Tecrübeli dokunuşlar
Karşı koyamama...

Sürükleyici, merakla sonunu beklediğiniz, bir nefeste okunası bir kitap.
Asıl soru böyle bir ilişki ve anlaşma karşısında sizin ne yapacağınız? Kitap bittikten sonra bu soruyu kendisine sormayan yoktur diye düşünüyorum. Benim cevabımı merak ediyorsanız dürüst olmak gerekirse  hayır demek olanaksız gibi...
Son zamanlarda okuduğum en etkileyici kitaplardan. Karanlığın Elli Tonu ve Özgürlüğün Elli Tonu’nunu satın almak için iyi bir nedenim var sanırım.


27 Kasım 2012 Salı

Houston, Teksas


10 günlük bayram tatilinde sonunda şeytanın bacağını kırarak 12 yıldır Amerika’da yaşayan bana kardeş kadar yakın 28 senelik arkadaşımın yanına gitmeyi başardım.  Bileti aldım dediğimde duyduğum sevinç çığlığından sonra ikimizde son 2 gecemizi heyecandan uykusuz geçirdik. Her ne kadar yazları ailecek Istanbul’a geliyor olsalarda sınırlı gün görüşebiliyor olmak eski günlerin tadını bir türlü vermiyordu bize.  Istanbul’daki evimden çıkıp Houstan’a varmak tüm havaalanı bekleyişleri, uçak aktarmaları dahil yaklaşık 24 saat sürsede herşeye değdi diyebilirim.
Amerika’da lokal yaşayan bir arkadaşınız varsa hiçbir araştırma yapma gereği duymadan uçağa atlayıp gitmek farklı bir duygu. Biliyosunuz ki  gözünüz kapalı en iyi yerleri geziyor olucaksınız. Aynen de öyle oldu, şehrin altını üstüne getirdik beraberce. Hatta Houston’la da yetinmeyip bir gece San Antonio’da bile kaldık. Oraya da mutlaka değineceğim ama öncelikle Houston’da neler yapılır size onlardan bahsetmek istiyorum.
Şehir gerçekten büyük, yollar kocaman, insanlar boyundan büyük dev kamyonet tarzı araçlar kullanıyorlar. Normal bir arabanın içine bindiğinizde kendinizi gerçekten ufak hissediyorsunuz.
Houston nüfus bakımından ABD’nin 4. büyük şehri ve dünyanın enerji başkenti olarak kabul edilmekteymiş. Yaşam New York, Chicago, Los Angles gibi Amerika’nın diğer büyük  şehirlerine göre daha hesaplı. En başta petrol şehri olduğı için benzin ucuz.  İşsiz insan bulmak neredeyse zor,  iyi kötü herkesin bir işi var. Toplumsal açıdan oldukça kozmopolit bir ortam var. Her ırktan insana rastlamak mümkün, ağırlıkla Meksikalılar var tabii. Hatrı sayılacak kadar çok Türk’ün yaşadığınıda söylemeden geçemeyeceğim.
Popüler merkezleri  Bellaire, Riveraoks, Sugarland. Bunlar daha çok müstakil evlerin bulunduğu bölgeler. En pahalı ve şaşalı evler Riveroaks’da, hakikaten malikane gibiler.
 Alışveriş:
Alışveriş için mall’leri tek tek yazmaya hiç gerek yok, nereye baksanız heryer alışveriş merkezi. Sadece size önerim ilk gittiğiniz birkaç gün araştırma yapın, fiyatlar aynı ürün için farklı yerlerde değişiklik gösterebiliyor.
Yiyecek & İçecek:
Salento – Rice Village’de.  Sabah kahvaltısı ya da kahve içmek için uygun bir mekan. Önerilerim Argentanian style Embapanaddas with spaniach and ricotto. Corn flovor breakfast tacos with ham & eggs ve tabii yanında da café latte.
Sweet Paris – Rice Village’de. Günün her saati yenebilen meyveli kreplerini es geçmeyin derim. Tercihi zevkinize göre size bırakıyorum.
Lupe Tortilla: Tex mex. Dekorasyonu ve ortamı çok sıcak, gerçek bir meksika restaurantından farksız. Mutlaka margarita içmelisiniz. İçmeye doyamayacaksınız.
Cheesecake Factory: Es geçmemJ özelliklede oreo’lu olanı.  Kilo almak gibi bir derdi olmasa insanın herhalde hergün yenilebilir. Buarada buranın yemekleride oldukça lezzetli ve bol seçenekli.
Sweet Water Country Club: Sugarland’de bulunan sosyal golf klübü. Akşam yemekleri Istanbul’daki klüp mantığından farksız, yemyeşil bir ortam ve güzel bir ışıklandırma ile şehirde su görmek isterseniz buraya uğrayabilirsiniz. Tabii öncelikle üye olan bir tanıdığınız olmalı.
Chipotle: Borrito’su ile mehur. Bir öğlen denenebilir. Sevdiğiniz malzemelerle hazırlattığınız borrito’nuzu yedikten sonra akşama kadar acıkmayacağınız garanti.
Ra, Miyako ya da Grand Lux sushi sevenler için farklı adesler olabilir.
Malbec Tango: Arjantin mutfağı. Ete doyacaksınız.
Gece Hayatı:
Gece birkaç bara gittik ama en sevdiğim yer Tasting Room oldu. Bebek Lucca tarzı, dışarısı daha geniş, herkesin kendi aleminde ve masasında sohbet halinde olduğu bir bar. Şarap ve içki menüsü oldukça geniş. Gitmeden kafamda canlandırdığım gibi kovboy botları ve kovboy şapkaları ile takılabileceğiniz yerler sıklıkta değil.





San Antonio, Teksas

Teksas’a kadar gitmişken arkadaşımın bana yaptığı sürpriz sayesinde San Antonio’yu da görme şansını elde ettim. Houstan’dan arabayla yaklaşık 3 saatte ulaşabiliyorsunuz. Arabanızda navigasyonuz var ise yolu bulmamanız neredeyse imkansız. Istanbul’dan okadar yol katedip Teksas’a gitti iseniz San Antonio görülmeye değer. Şehre ilk girişinizde ana caddeler, ara sokaklar, otel ve iş merkezinden başka birşey göremiyorsunuz, nerde bu sosyal hayatın aktığı restaurant ve barlar dediğinizde sadece arabanızı park edip bulduğunuz ilk merdivenden aşağıya inmeniz yeterli. İşte asıl güzellik orada başlıyor. Yanyana restaurant’lar, upuzun bir nehir kenarında yerlerini almışlar. Özellile turistlere düzenlenen tekne turları var. Nehir boyu bir baştan bir sona gezebiliyorsunuz. Venedik’in Amerika versiyonu gibi canlandırın gözünüzde.
Hotel Valencia ve Merger buranın en popüler otellerinden. Tam nehrin kenarındaki Hilton otelde farklı bir seçenek olabilir, akşam ışıklandırma ile kırmızıya boyanıyor adeta. Mutalaka bir gece kalarak nehir kenarındaki restaurant’ların tadını çıkarın.  Birkaç restaurant önerisi
-          Zuni (Meksika Mutfağı -Tex Mex),
-          La Paloma (Et ağarlıklı) taş dekorasyonu çok güzel ve canlı müzik var.
-          The Fig Tree
-          Little Rhein steak house 
San Antonio’da bulunan “Alamo”da tarihle ilgili iseniz ziyaret edilebilir. Zaten heryer birbirine yürüme mesafesinde.  Buarada unutmadan San Antonio’dan Houstan’a geri dönerken Amerika’nın en büyük ikinci outleti yolunuzun üzerinde. Tam yol istikamet San Marcos. Alışverişin tadını çıkarın.
Houston'a gitmek için benim sebebim herzaman hazır, sizde fırsat yakalarsanız yazdıklarım kısa bir yol haritası olabilir...

16 Kasım 2012 Cuma

Istanbul'a Yakın Kaçamak Noktası: AĞVA

Geçtiğimiz haftasonu Istanbul’dan Bağdat Caddesi, Nişantaşı, alışveris merkezi, sinema ve kafe konseptlerinden arınma bahanesiyle resmen kaçtık. İykide kaçmışız hava ilk gün yağmurlu dahi olsa kendimizi oyalayacak birşeyler bulduk. Kaldığımız otel işletme olarak ufak biryer olsa da odamız yüksek tavanlı dağdaki şale benzeri konsept bir odaydı. Odanın tam yanına Şile Fenerinin replikasını  yapmışlar. Meraklıysanız tepesine kadar tırmanma imkanınız var. Tüm Ağva ve Göksü nehri ayaklarınızın altında. Gece ise tüm merdiven basamaklarını ufak tealight mumlarla aydınlatıyorlar ama yine de aklınız varsa gündüz tırmanın ne olur ne olmaz:) Cuma ve Cumartesi akşamları canlı müzik var, şömine karşısında meze, ana yemek ve tatlınız ücrete dahil. Özellikle sabah kahvaltılarını çok sevdik, yumurtalı ekmekten tutunda gözlemeye kadar ne ararsanız vardı. Oteldeki en matrak şey ise çalışanların bile mesaiye sabah 9'dan önce başlamaması ne de olsa kimse erken kalkmaz mantığı ile oldukça rahat bir tavır içerisindeler. Bizim gibi erken kalkmayı sevenlerdenseniz yürüyüş yapmak için çokça vaktiniz olucak, ona göre en azından spor ayakkabınızı yanınıza alabilirsiniz.
Wine Port Lodge'den bazı görseller:
 

Cumartesi gündüz ise okadar kahvaltının üzerine benim sucuk krizim tutunca hadi dedim söyle şömineli tahtadan salaş bir restaurant bulalım ve öğleden sonra tavla, sucuk, şömine ve bol sohbet vakit geçirelim.  Yaklaşık 4-5 butik otele girip çıktıktan sonra sonunda birisi içimize sindi. Bu güzel yerin adı ise "Acqua Verde". Gerçekten bahçeden girerken bile anlıyorsunuz zevkli bir işletme sahibinin eseri olduğunu. Restaurantı, odaları, bahçesi hepsi çok keyifli. Birdahaki gidişimize burada kalmayı planlıyoruz.

Acqua Verde'den bazı görseller:
 

Ağva’da kışın yemek içmek dışında başka ne yapılır der iseniz  yağmur yağmadığı sürece nehir turuna katılıp Göksu nehrini  baştan sona gezerek bu ufak sahil beldesini keşfedebilirsiniz ya da spor olsun derseniz deniz bisikleti ile gezme şasınız da var. Konakladığınız oteller genellikle ücretsiz olarak veriyorlar deniz bisikletini. Ağva merkeze inip deniz kenarında hava soğuk da olsa yürüyüş yapma imkanıda herzaman mevcut.
Buarada güzel bir ayrıntı bahsettiğim iki otelde de sömineli, jakuzili odalar mevcut ama gitmeye karar vermeden 2 hafta önce aramak gerekiyormuş. Bu ufak kaçamak tatil bizim son dakikada aklımıza estiği için bu odaların ayrıntılarından bahsedemiyorum. Hadi takın sevgilinizi, eşinizi ya da en yakın arkadaşınızı kolunuza, uzaklaşın Istanbul’dan 2 günlüğüne bile olsa .
Unutmadan Istanbul’dan Ağvaya giderken iki farklı yol var. Anadolu yakasından giderken Şile sapağından saptıktan sonra dümdüz ilerleyin.  Yaklaşık 40 dk düzgün asfalt bir yol gittikten sonra Ağva Sahil ve Ağva yolu ayrımına geleceksiniz. Biran önce varmak istiyorsanız Sahil yolunu tercih edin ama şöyle ormanın ve manzaranın keyfine varalım derseniz de bol virajlı orman yolunda kolaylıklar dilerim.  Istanbul Ağva arası 97 km.
Otel linkleri:
http://www.acquaverde.com.tr
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...