9 Şubat 2016 Salı
Sarnıç Meyhane & Butik Otel
Anadolu yakasında oturanlar bilir, bizim tarafta öyle meyhane, eğlence Avrupa yakasına oranla oldukça az. Geçen haftalarda karşıya geçmeye çok üşendiğimiz ama aynı zamanda içimizin de kıpır kıpır olduğu bir Cuma akşamı şirketteki bir arkadaşımdan aldığım tavsiye üzerine Sarnıç'ta bulduk kendimizi.
Kadıköy'deki Çiya'yı herkes bilir, İstanbul'a gelen turistlerin bile bir uğramadan ülkelerine dönmekdikleri yerdir. İşte Sarnıç Meyhane ve Butik Otel Çiya'nın hemen yakınında. Arkanızı Çiya'ya verin ilk sol sokaktan yukarı bakın hemen sağda.
İçeri girdiğinizde öyle kocaman bir yer beklemeyin. 15 masa ya var ya yok. Tipik bir Yunan Tavernası tadında döşenmiş. Kareli masa örtüleri, tahta sandalyeler, bembeyaz duvarlar ve mavi beyaz penceler. Daha yemeklerin tadına bakmadan hatta müziği bile dinlemeden beni dekorasyonu ile içine çekmeyi başardı.
Meyhaneler hep sıcak kanlı olur diyeceksiniz ama burası ufak olduğundan ayrı bir cana yakın. Müziğin ve eğlenceninde etkisi ile bir bakmışsınız yan masa ile şarkı tutturmuşsunuz.
Şansımıza o gece canlı müzikte Mashar, Fuat, Özkan'in ağabeyi sahne alıyordu. Frank Sinatra My Way'lerden başlayarak Sezen'di, Tanju Okan'ı aldı götürdü bizi Paris'e, Venedik'e ve oradan da gerisin geriye İstanbul'a. Yaşına rağmen süper enerjik, sandalye tepesinden indirmek zor. İstek şarkıda yapmanız mümkün, eski usül peçeteye yazarak:)
Yemeklere gelince ağırlıklı rakı içildiği için rakının yanında herzaman yediğimiz mezeler mevcut. Haydari, acılı ezme, plaki, yoğurtlu semiz otu vb. Tepsi geliyor canınızın çektiğini sipariş ediyorsunuz. Amana man özellikli lezetler olduğunu söyleyemem ama Türk tadından da uzak değiller. Ara sıcak kalamar istedik. Oldukça yumuşak ve taze yağda kızarmıştı. Ana yemeklere gelince biz meyhane usulü ortaya güveçte köfte ve kuzu kapama söyledik, öyle ortadan çimleniriz dedik ama her ikiside başarılı değildi. Baktım herkes balık yiyor zaten. Levrek ve Cupra ızgaralar güzel görünüyordu. Bizim düştüğümüz yanlışa düşmeyin diye yazmak istedim. Çok lezzetli olmasada bizim ana yemekler ortamın keyfinden çok da gözümüze batmadı. Bu arada mekanda içerde sigara içilebiliyor.
Şöyle bir canlı müzikle kafa dagıtalım dediğiniz bir vakit olur ise Sarnıç’ı deneyin.
Fiyatlar içtiğiniz alkol oranına göre değişmekle birlikte kişi başı 120-150 TL arası, müzik için extra para almıyorlar.
Cuma Cumartesi günü gitmek isterseniz birkaç gün önceden rezervasyon yaptırmanızı öneririm. Baktınız gece de dönmek istemiyorsunuz otelinde konaklamanız da mümkün.
Adrs: Caferağa Mahallesi, Dumlupınar Sokak, no:12 Kadıköy Çarşı
Tel: 0216-405 15 76
Resimler kendi sitesinden alınmıştır
4 Şubat 2016 Perşembe
Brasserie Noir
Sevgili dostlar
bugün sizlere harika lezzetler sunan ve oldukça cana yakın çalışanları olan
bir işletmeden bahsedeceğim. Suadiye Büyükhanlı Konutlarının hemen
yakınında bulunan Brasserie Noir yeni açıldı sayılır. Benim gibi caddedeki
Bistro 33 müdavimlerindenseniz hep güler yüzü ile bizleri karşılayan Erkan'ı
bilirsiniz. İşte bu yeni mekanda Bistro'dan her iki Erkan'ı da karşınızda
görebilirsiniz. Oldukça şık ve sıcak bir ortam olmuş ki eminim gidince sizde
keyif alacaksınız. Sonunda Bağdat Caddesinde benim için Bistro'ya alternatif
bir mekan açılmış oldu, hem de tanıdık yüzlerle.
Geçen hafta kız kıza
gittiğimiz cafede yemekler, sunumlar oldukça güzel ve lezzizdi.
Başlangıç
olarak kerevizli karamelize soğanlı tart söyledik, inanın bana şahaneydi.
Ardından ince kıyılmış etle hazırlanan taco ve acılı kalamar sipariş
ettik. Bize özel olmadığına eminim, söylediğimiz herşey oldukça lezzizdi. Hele de
bir ekmek yapmışlar yanında servis ettikleri ızgara sarımsaklı zeytinyağına
banmaya doyamıyor insan. 3 kız kalori falan dinlemeden 2 tane yedik
ekmekten. Şarap menüsüne gelince o da aradığınızı bulacağınız cinsten,
yerli ve yabancı ağzınıza layık bir kav mevcut.
Mekan
koyu renk ve loş, tam benim sevdiğim gibi, arka fonda oldukça keyifli müzikler
çalıyor. Şömine keyfi yapmak isterseniz rezervasyon yaparken özellikle belirtin.
Haftanın 3 gecesi canlı müzik
yapılıyor. Salı, Çarşamba ve Cuma akşamları caddede canlı müziğe hasret
kalanlar için güzel bir fırsat olacak. Kapının önünde ısıtıcıların olduğu alanda
içkinizi alıp sigara keyfiden de uzak kalmıyorsunuz.
Bu arada yazımı daha
tamamlamadan bu Pazar bu kez de 1 yaşında kızımızla gittik. Mama sandalyesi
mevcut ve önceden de belirttiğim gibi içerdeki herkes oldukça cana yakın. Servis yapan abileriyle birlikte piano bile çaldırlar.
Aşçının Fransız olduğunu duyunca o zaman bu kez de etleri deneyelim dedik. Eşim Antirkot bense Stragonof sipariş
ettim. Etler tam da istediğimiz gibi pişirilip soframıza geldi.
Ayrıca ikram olarak truf
peynirli kızarmış patates ve ızgara kerevizinde tadına bakma şansımız oldu.
Unutmadan yemekler oldukça hızlı gelebiliyor, yavaş yavaş yemek isterseniz
mutlaka belirtin.
Menüde daha bahsedemeğim
sahane lezzetler var. Günaydın'ın lokumunu sevenler bence bir de burada
denesinler. Kokoreç, sevmeyini bile
yedirtecek cinsten. Ekte menününde resimlerini ekliyorum. Hem fiyatlara hem de içeriğine bakabilirsiniz.
Unutmadan özel partiler için mekanda 30-35 kişiyi ağarlayabilecek kapasiye sahip bir oda da var. Odanın ücreti ve diğer detaylar için yetkililere danışmanızı tavsiye ederim. Bizim gittiğimiz akşam doğumgünü vardı, ve herşey yoluna gibiydi. Yan oda da karaoke yapılıyordu ama biz yemek yiyenler hiç hissetmedik bile.
Rezervasyonunuzu telefonla ya da web sitesinden giriş yaparak
yaptırabilirsiniz.
Ben sık sık gideceğim,
sizlerde geç kalmayın derim.
Adres: Bagdat Caddesi No54
1/B Suadiye/Kadıköy
Etiketler:
bagdat caddesi,
Bagdat caddesi cafeler,
Bagdat caddesi nerede yenir,
bagdat caddesi suadiye cafeler,
brasserie noir,
dunya mutfagı,
Mekan,
sive damladol
19 Kasım 2015 Perşembe
Budapeşte
Bir masal şehrine gitmeye hazır mısınız? Hazısanız
sabırla sonuna kadar okuyun bu yazıyı. Sonunda iyki de gitmişim diyeceğiniz ve
tadına doyamayacağınız gezimizi tüm detayları ile anlatacağım sizlere.
Nereden bahsettiğimi anlayanınız olmuştur belki masal şehir deyince. Bana
şimdiye kadar kendimi Alice Harikalar Diyarında hissettiğim yeri sorsalardı size hiç düşünmeden Prag derdim
taa ki Budapeşte’yi görene kadar.
Toplayın bavulları
Perşembe Pazar bizim gibi bir long weekend kaçamayı yapın sizde. Türk
Havayolları ve Pegasus’un uçuşlarından uygun olanı şeçin. Biz saatleri daha
uygun olduğu için gidiş Pegasus dönüş Türk Havayolları ile uçmayı tercih ettik.
Havaalanından iner inmez otele varmanız trafik olmadığı durumlarda 30 dk kadar
sürüyor. 4 kişi gidiyor iseniz kesinlikle taksiye binmenizi tavsiye ederim.
Keza Türkiye taksi fiyaları ile karşılaştırınca uygun sayılabilir. 7000 Forint
tutuyor, iki sıfını atıyorsunuz ve 70 TL’ye denk geliyor. Macaristan’da
harcadığınız her kalemi TL’ye çevirmek işte bukadar kolay. Taksiye binmek
istemeyenler 200E numaralı otobüse binip son durakta inerek metro bağlantısı
ile istedikleri durağa ulaşabilirler.
Budapeşte içi ulaşım ise rahatlıkla
yürünerek de yapılabilir ama mesafeler tahmin ettiğiniz kadar kısa değil. Bu
nedenle biz Hop an Hop Off adında bir otobüs bileti aldık. 48 saat boyunca istediğiniz
otobüse inip binme ve etrafı ister üstü açık, ister kapalı gezme imkanınız vardı.
Diyelim ki Parlemento binasını gezeceksiniz hemen yakın durağında inip gezinizi
yapıp ardından size en yakın Hop an Hop Off otobüsüne binebiliyorsunuz. Bir diğer
avantajı da bu biletle birlikte 2 kere Tuna nehir turu yapan tekneye binme
şansınız da var. Diğer türlü tek tekne turu pahalıya geliyor. Belirttiğim
linkten durakları ve rotayı da gitmeden inceleyebilirsiniz.
| Hop and Hop Off Turundan - Kulağımızda Kulaklıklarımızla |
Budapeşteyi ben tabana kuvvet gezerim
derseniz ‘free walking tour’ u da tercih edebilirsiniz. Bu turda size eşlik
eden rehber şehrin önemli noktalarını yürüyerek gezdiriyor ve siz gün sonunda
kendisine bahşiş veriyorsunuz. Anlatım dili İngilizce. Daha detaylı bilgi için http://www.triptobudapest.hu
Budapeşte Buda ve Peşte’nin birleşmesi ile
ortaya çıkmış. Tuna nehri şehri ikiye bölüyor. İki şehri birbirine bağlayan
önemli köprüler var. Bunlardan en ihtişamlı olanı ‘Chain Bridge’ (Zincirli
Köprü).
Akşam hava karardığında ihtişamdan ne
kastettiğimi anlıyor olacaksınız. Sürekli anlatılan da bir hikayesi var. Buraya
yapan mimar köprüde bir hata bulursa kendisini Tuna nehrine atacağını söylemiş,
Köprüyü inceleyen kimse hata bulamazken ufak bir çocuk çıkıp köprünün
iki başında bulunan aslanların dili olmadığını söylemiş ve bunun üzerine mimar
kendini köprüden atmış neyse ki yüzme biliyormuşJ
Budapeşte
Konaklama:
Önemli tarihi yerlerin bulunduğu bölge Buda,
eğlencenin ve popüler otellerin bulunduğu taraf ise Peşte. Biz de bu nedenle
şehir merkezinin en cafcaflı restaurant, bar ve caddelerine yakın olabilmek
adına konaklamamızı Peşte tarafında gerçekleştirdik. Mercure otel, tam da her
yere yürüme mesafesinde. Şehirde 8 tane Mercure otel varmış o
nedenle açık adresini yazmam gerekirse 1052 Budapest Vaci Utca 20 –
Magyarorszag Vaci Street 20. Otelden beklentiniz çok yüksek olmasın, odalar
temiz, merkezi ve fiyatı uygun. Gitmişken tarihi bir otelde kalayım fiyat benim
için sorun olmaz derseniz de ben olsam Marriott, Sofitel ya da Four Seasons
Otel’den birinde kalırdım. Hepsinde şahane manzara var.
Şehirdeki gezi rotalarını kısaca listemek
gerekirse;
Buda tarafı;
- Gellert Tepesi (Gellert Hegy)
- Gellert Tepesi (Gellert Hegy)
Bu tepede gerçekten şahane bir Peşte
manzarası var. Yürümek biraz zaman alsada değer. Her zaman taksi kullanma
şansınız var.
- Özgürlük Heykeli (Szabadsag szobor)
Bu heykel 2. Dünya savaşının ardından süren
komünizme ait tek yapı. Ülkenin özgürlüğünü sembolize ediyor ve neredeyse şehrin
her yerinden görünüyor.
- Kale Tepesi (Varhegy)
- Kale Tepesi (Varhegy)
Kale tepesine ulaşmanın farklı yolları var.
Ara sokaklara dalarak yürümek, merdivenleri tırmanmak, hop and hop off’a
binerek yakınana kadar varmak ya da
finikülere binmek.
Kale tepesine geldiğinizde bu aşağıdaki
yapıları da görmeniz mümkün.
- Kraliyet
Sarayını (Royal Palace)
-
Matthias Kilisesini
(Matyas Templom)
Macar Kralı
Matthias bu kilisede 2 kez evlendiği için kiliseye ismini vermiş. Klise
Budapeşte’nin en eski binalarından biri, 13yy ait bir yapı. Osmanlılar şehri ele geçirdiğinde kiliseyi camiye
çevirmişler fakat halk özgürlüğünü kanıtlayınca yapı tekrar kliseye
dönüştürülmüş.
-
Balıkçı Kale
Burcunu (Fisherman's Basiton – Halaszbastya)
Budapeşte genel anlamda tam bir masal şehri, bu yapıyı gördüğünüzde daha
da ikna olacağınıza eminim. Tam
fiction ya da çizgi film çekimine uygun yapılar var.
- Gül Baba Türbesi
Osmanılılar döneminden kalma türbe
Peşte tarafı;
- Parlamento Binası (Orszaghaz)
Peşte tarafı;
- Parlamento Binası (Orszaghaz)
Bu turunuzda Parlamento binasının içini
gezmek için mutlaka vakit ayırın derim. Tek kötü yanı EU vatandaşı
olmayanlardan giriş için 2 katı para almaları. EU vatandaşları 2600 Forint bilet parası öderken
siz Türk olarak 5600 ödemek durumunda kalıyorsunuz. Çinli ya da Hintli değilseniz bence
İtalyan, İspanyol ya da Yunanlı olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Tabii size
karşılık o dilde soru falan sormamalarını dileyerek. Biz yapamadık ama sonradan
düşününce sadece EU vatandaşı olmadığımız için ödediğimiz iki katı para
anlamsız geldi. Neyse bina ve turu yaptıran rehberler her türlü parayı hak
ediyorlar. Binanın içi öyle ihtişamlı ki gerçekten parlamenter olmak geliyor
insanın içinden.
Nehir kıyısında Parlamento binasına yakın
demir ayakkabıları da görün derim. Hikaye biraz acıklı, 2. Dünya savaşı sırasında
Tuna nehri kıyısında sırtından vurulan Yahudileri simgeliyor.
- St. Stephen's Basilica (Szent Istvan Basilika)
Şehrin en uzun yapılarından. İçini gezmek
mümkün.
- Merkez Sinagogu (Dohany Utcai Zsinagoga )
Avrupa’nın en büyük sinegogu olduğu için,
önemli bir yapı. Biz gittiğimizde kapalı olduğu için içini görme fırsatım
olmadı.
- Andrassy Caddesi (Andrassy Ut)
Bu cadde Budapeşte’nin Şanzelizesi. Bütün
marka dükkanlar burada. İndirime denk gelirseniz hava alanında geri alacağınız
vergiyi de düşünerek Türkiye’den daha ucuz fiyatlara istediklerinizi almak
mümkün. Bu arada bu caddenin hemen paralelinde şık restaurantlar var, eğlencenin
kalbi de bu caddeye çok yakın diyebilirim. Opera binası da tüm ihtişamıyla burada
bulunuyor. Gitmişken operaya bilet alalım derseniz aklınızda bulunsun.
Kahramanlar Meydanı (Hosok Tere)
Kahramanlar Meydanı (Hosok Tere)
Oldukça geniş bir meydan. Ülkenin
kahramanlarını şanına yakışır bir şekilde sergiliyorlar.
Şehir Parkı (Varosliget)
Vaci Caddesi (Vaci Utka)
Bu cadde sadece yaya yürüyüşüne açık ve
etrafınızda birçok hediyelik eşya dükkanı ve restaurant bulacağınız bir cadde.
Budha Bar’ı arkanıza alarak yürürseniz eğer, caddenin sonunda Central Market’e
ulaşabilirsiniz.
- Central Market (Központi Vasarcsarnok)
- Central Market (Központi Vasarcsarnok)
Burası hem turistik hem de yerel halkın Pazar
alışverişini yaptığı açık bir Pazar. Hediyelik eşya, peynir, et, sebze ve meyve
satın almak için uygun. Hediyelerinizi yine de cadde üzerinde bulunan hediyelik
eşya mağazalarından alın derim. Central Market çoktan turistik olmuş bile.
Vörösmarty Meydanı
Oldukça şık bir meydan. Kafeler, mağazaların
bulunduğu meydanda Avrupa’nın birçok şehrinde var olan Hard Rock Café ve asıl
önemlisi 150 yıllık Gerbeud kafe burada bulunuyor.
Erzsebet Ter Meydanı
Gençlik çoğunlukla bu meydanda takılıyor, o
nedenle her daim hareket var. Love Tree’ye inanıyorsanız bir kilit bağlamak
için ziyaret edin.
Tekne turu yaparken önemli binaları oldukça
güzel resmedebilirsiniz. Tekne turu demişken akşamüstü şehir aydınlıkken binip
hava kararmaya yakında ışıklandırılmış halini yine tekneden izleyin derim. Bu
arada yemekli tekne turları da var ama biz tercih etmedik. Tekne tur esnasında Margit Adası’na da uğruyor.
Ada Budapeştede yaşayanlar için yürüyüş mekanı olarak tercih ediliyor. Bisiklet
turu da yapmanız mümkün, ayrıca ada da 2 adet lüks otelde var.
- Termal
Havuzlar
Gelelim termal havuzlara, o kadar ün
yapmışlar ki bu termal havzuların birçok hastalığa şifa olduğu söyleniyor. Buda
ve Peşte tarafında bu konuda ünlenmiş havuzlar var. Kişi başı 4500 Forint’e
şifa bulmanız mümkün.
Sen ne anlatırsan anlat ben illa kendi rotamı çizip gezicem diyenler bu lini mutlaka incelesin. https://www.triposo.com.
Her yerden şehri gezip gördük bir de dönme dolaba binip manzaraya bakalım derseniz o da mevcut.
Budapeşte Gece
Hayatı:
Her yaştan insanın takılabileceği mekanlar söz konusu.
Herkesin bahsettiği ruin bar konseptini mutlaka görmelisiniz. Bunun en güzel
örneği Jewsih District’te bulunan Szimpla Kert. Her
odası farklı döşenmiş, gündüz giderseniz müze gezer edasıyla da gezmeniz
mümkün.
İçkiler o kadar uygun
fiyatlı ki Budapeşteye gittim, şöyle kafayı bulup eğlenemedim deme şansınız yok.
A38 Ship, Trafiq, Peaches&Cream.
Studio Club, Bad Girlz (Coyote Ugly filminden fırlamış bir mekan). Bad Girlz
tam da Four Seasons otelin bulunduğu yerde. İsterseniz önce Four Season'ın
barında şık bir kokteyl için, ardından Bad Girlz’e ya da o sokakta bulunan bir
çok farklı barı ziyaret edin zevkinize göre.
Ara sokaklarda da çok
farklı barlar varmış, ama çok da dar sokaklar içinde ise de tehlikeli
olabiliyormuş. Aklınızın bir köşesinde bulunsun. Bulduğunuz her deliğe girmeyin
yaniJ
Budapeşte Alışveriş:
Bu şehirde öyle
çılgınca alışveriş yapıp döndük diyebileceğinizi sanmıyorum. Birçok marka var
ama indirim dönemi değilse ülkeden çıkarken vergisini düşseniz de çok uyguna
gelmiyor. Alınacak en güzel şey Kristal ürünler. Yeni evleniyorsanız falan
Paşabahçe ya da Butik mağazasına tonlarca para dökene kadar Budapeşteye gelin,
hem seyahat edin hem de tüm içki ve bardak setinizi tamamlayın derim. Hediyelik
eşyacılarda satılanlar biraz daha uygun ama illa marka alayım derseniz de
Herend’in dükkanına uğmayadan geçmeyin. Bir de enteresan bir şekilde memlekette kürk
uygun fiyata. Kürk kalpaklar inanın bana Kazakistan'dan bile ucuz. Vintage
ürünler satın almayı seviyorsanız mutlaka Szyputnik mağazasına uğrayın. 2.el çok uygun fiyata kürkler var ama onun
dışında çok farklı ürünlere de rastlamanız mümkün. Bir şey almadan çıkmak
imkansız gibi. Ben özellikle ipek gömleklere bayıldım.
Gastronomi:
Benim için olmazsa olmazlardan. Gitmeden
araştırdığım, inanın bana önemli tarihi binalardan daha çok hangi restaurant ya da
sokak yemek mekanlarının ünlü olduğu ve tabii mutfağı. Budapeşte'nin en meşhur
yemeği Gulaş, bana çok hitap ettiğini söyleyemem çünkü et suyu yemeklerle aram
çok iyi değildir ama yiyenler oldukça beğendi. Bu arada her yerde kırmızı toz
biber satıldığını göreceksiniz, Avrupa'da baharatı bu kadar yoğun kullanan başka
bir halk yok sanırım. Yemeklerinin bazıları bizim Türk yemeklerine çok benziyor
onlarda domates, soğanı bizim gibi kavurup birçok baharat ekleyip ardından
malzemeyi içine katarlarmış. Osmanlı
etkileri demeden geçemeyeceğim. Sebze ve meyve alışkanlıklarını da bizden
almışlar. Hop and Hop Off turu alırsanız tüm bu hikayeleri dinliyor
olacaksınız. Bu arada bir şehiri gezeceğiniz zaman farklı internet sitelerine baktınız,
blogları okunuz falan tamam da Tripadvisor’a bakmadan geçmemenizi tavsiye
ederim. Genelde tavisyelerinde çok yanılmıyorlar.
Budapeşte'de her damak tadına uygun yemek bulmak mümkün, çünkü dünya
mutfağın çok restaurant var. Aralarında bilindik olanlarının da şehirde
şubeleri var. Wasabi, Nobu, Da Mario, Hard Rock Cafe gibi.
Biz bunların dışında yerler keşfedebilmek adına
farklı yerlere gittik. İlk vardığımız öğlen Central Market yolu üzerinde sol
tarafta bir sokak restaurant'ına gittik ve lokal mutfağından yemekler yedik ama
benim gibi et suyu düşkünü değilseniz şahane pizza da yapıyorlar.
Akşam ise yine lokal takılıp Çigan müziği dinlemek
istediğimizi söyleyince otelin bizi yönlendirdiği restauranta gittik. Şık ama
Budapeştede yediğimiz en pahalı yemekti diyebilirim. Ayrıca çok da lokal bir
Çigan müziği olmadı sanki, müziği yapan kişiler smokinli ve oldukça cool'lardı. Mekanın adı "Razkakas"
Ertesi gün size sokak yemekleri demiştim ya hani mutlaka
gitmelisiniz diyorum. Jewish District’te bulunan Meksika yemekleri yapan El
Rapido ve bizim dürüm tipinde sandviçleri ve çorbaları ile meşhur Bors. Sandviçlerinizi elinize alıp sokakta bulunan 3 tekerlekli motorsiklerin arka
kasasına içeceklerini koyarak yemek yiyorsunuz. İçeride atıştırmak kalabalıktan
dolayı pek mümkün değil. Bu yolun biraz ilerisinde yan yana sokak yemeği satan
büfelerde var ama kokusu beni cezbetmedi açıkcası.
![]() |
| Bors Gastro Bar |
![]() |
| El Rapido Mexican |
![]() |
| Imazs Sushi |
![]() |
| La Pampa Steak |
Akşamüstü güzel bir mola vermek için NewYork Cafe’ye
mutlaka uğrayın . Tatlı ve kahve keyfi yapabilirsiniz ya da bizim gibi hazır
bu kadar şahane bir görsel güzelliğe denk gelmişken bunu şampanya içerek
taçlandırabilirsiniz. Dünyanın en ihtişamlı kafesi olarak geçiyor, o yüzden
görmeye değer.
![]() |
| NewYork Cafe |
28 Ekim 2015 Çarşamba
Poyrazköy
Üşenmeyin haydi, hava durumu da hazır el veriyorken atlayın arabaya Poyrazköy'e gidin. Sağınız Karadeniz, solunuz Boğaz...Kuruluşu 600 yıl öncesine kadar gidiyor, kaynakları araştırdığınızda ilk Cenevizlilerin yerleştiğinden bahsediliyor.
Bu aralar 3. köprü inşaatı sebebiyle adını sıkça duyuyoruz ama gidip görmeyede değer bir sahil kasabası bence. Biz en son Eylül ayında gitmiştik, tam Sardalya balığı mevsimi idi, Karadeniz'e yakın bu kıyıda doya doya balık yedik. Şimdi de kalkan mevsimi başlıyor. Istanbul'daki balıkçılardan çok daha uygun fiyata, daha lezzetli balık yiyeceğinize şüpheniz olmasın.
Nasıl mı gideceksiniz?
Anadolu yakasında Beykoz'u geçtikten hemen sonra Poyrazköy - Anadolu Feneri tabelası var. Bu tabelayı takip ederek 18 km sonra Poyrazköye ulaşabilirsiniz.
Poyrazköy eskiden daha sessiz ve sakin bir kasaba iken, son gidişimizde oldukça kalabalıktı. Lüks teknelerde burayı keşfetmiş, hatta gelmeden önce restaurantlara rezervasyonlarını bile yapar hale gelmişler. Doğruyu söylemek gerekir ise fiyatlar eskiye nazaran biraz şişik.
Poyrazköy'e gittik, tadına doyamadık derseniz tam karşı kıyısında bulunan Garipçe köyünü deneyin derim. Garpiçe'de Avrupa yakasında Rumeli tarafında yer alıyor.
Herkese şimdiden iyi tatiller.
11 Eylül 2015 Cuma
Anne ve Baba Olma Tecrübesi, 0-9 Ay Deneyimler
Doğumu 3 evreye bölersek eğer; doğum
öncesi hergün ayrı bir heyecan ve koşturma, doğum esnası nutkun tutulduğu an ve
doğum sonrası ise tam bir delilik olarak nitelendirilebilir. Biz 9 aylık
serüvende neler yaşadık kendi yorumlarımla anlatmak istedim.
Doğum öncesinde kırkbin hazırlıkla en
ufacık iğne detayına kadar hazırlıklar sürsede, bebeğinizi eve ana kucağında
getirdiğimiz ilk an ne yapacağını bilememektir ebeveynlik
İlk günlerdeki tecrübesizlikle ağlama
krizlerinin neden kaynaklandığına adeta bir matematik problem çözer gibi kafa
yorup sonunda o çaresizlik ile ilk 15 dk içinde gaz çıkarıp, alt temizleyip,
emzirmeyi başarmaktır.
Emzirme esnasında gögüslerinizin
harap olduğunu bile bile, adeta bundan ayrı bir zevk alırmışcasına, çılgın bir
mutluluk
içerisinde gözlerden yaşlar gele gele emzirmeye devam etmektir,
Loğsalık döneminde eve gelen
misafirlerin neolur kalkın artıkda uyuyayım diye gözünün içine bakıp onlar
kapıdan çıkar çıkmaz düşen başınızı yastığa koyduğunuz anda görev sırasının
yine size gelmesidir
İlk 40 gün içinde etrafınızda sık sık
göreceğiniz anneniz ve kayınvaldeniz iyi bir yorum yapmaya çalışsada
boğazlarına yapışmak istemektir
Kocanız dünyanın en melek eşi ve
babası bile olsa bazen onu da camdan sallandırma hayalleri kurmaktır
Geceleri evinizin yeni üyesi ile uyuyup uyumaya
alışma, çıt sesine kalkma ve her saat başı uyandıktan sonra geri uyumayı
başarmaktır
Ilk aylar acaba nefes alıyormu diye her saat başı,
bazen 15 dk’da bir hırsız edasıyla bebeğin
başına dikilip uyandırmadan nefesini kontrol edebilmektir
Uykusuzluktan kafayı iyice yiyip beyninizin size
oynadığı oyunlarla başa çıkabilmektir
Gaz çıkardığında ya da kaka yaptığında piyango çıkmış
kadar sevinmek ve bu sevinci hergün yaşamayı dilemektir.
Evin her köşesinde ayrı bir emzik, oyuncak bulup önce
bir ton söylenip sonra çaresizce onları düzenleme ve ertesi günü ve bir ertesi
günü aynı şeyi yılmadan tekrarlamaktır
O özenle aldığınız cicili bicili kıyafetleri binbir zorlukla
giydirme çabasıdır
Biberon ve kaynar sularla dost olmayı öğrenmektir
Alt bezi aylık paketinin hangi internet sitesinde en uyun fiyata
satıldığını kovalamaktır
Banyo yaparken bebek elinizden
kayıyor diye şampuana saydırmaktır
Baba kelimesini çoktan sökmüş olan
çocuğunuza, inat ve ısrarla gün içinde belki 50 tekrarla anne dedirtmeye çabalamaktır
Sinema, tiyatro, yeni açılan
mekanları takip etme gibi alışkanlıklarınızı şansınız var ise dergilerden takip
etmektir, çoğu zaman ilk 4 ay dergi de lüks grubuna giren ürünler içerisindedir
Evinizde yabancı bakıcınız var ise adeta
ekonomi kanalında çalışıcasına kuru soran herkese küsüratına kadar
söyleyebilmektir
Eşinizle iki gün tatile kaçıp üçüncü
gün burnunuzun direği sızlayarak geri gelmek ve 15dk sonra acaba kalsaydık daha
mı iyi diye düşünüp kendinizi iyiden iyiye suçlu hissetmektir
Hastalandığında gözünüzü tüm gece
kırpmadan ertesi gün işe gitmeyi başarmaktır
Kızı olan babanın kızı doğana kadar erkek
isteyip sonrasında gözünün kızından başka şey görmemesidir
Her sohbet ortamında erkek çocuğu
olan arkadaşlarınızla şaka yollu da olsa ağız dalaşı yapmaktır
Yaşını bile doldurmamış kızının
beraber olacağı tüm erkek arkadaşlarını bir düşman olarak görüp şimdiden
gardını alma planları yapmaktır (%100 babaya özel)
Tüm evin dekorasyonunu yeni baştan dizayn etmektir.
Evinizdeki bakıcıyı bir gün gözünüzde
canavarlaştırıp, ertesi günü boynuna sarılmayı istemektir
Yemek yesin diye akla gelebilecek tüm
karışım ve bulamaçları bir gurme edeasıyla denemektir.
Haftasonları şöyle evden çıkmadan
ayağımızı uzatıp dvd seyredelim keyfini uzun süre akıllardan silmektir
İlk adımlarını atarken düşmesin diye
CIA gibi çalışarak heryere farklı sistemler döşemektir.
Kokusunu ne kadar içinize çeksenizde,
en sevdiğinizden yerlerinden defalarca öpsenizde uyurken bile onu özlemektir
Birlikte oyun oynarken kendinizi
çoçuk hiseddip tekrar hayaller kurabileceğinizi hatırlamaktır
Sevginin bazen de çılgınlık boyutuna ulaşacağının farkına
varmaktır
Emeğini, yüreğini maddi ve manevi tüm
varlığını hesapsızca ortaya koyacağın bir delilik halidir
Ve tüm bu delilikler içerisinde
bebeğinizle geçirdiğiniz her saniye için her daim şükretmektir.
Etiketler:
anne baba olmak,
annelik,
Bebek,
bebek bakımı,
bebek bloglari,
bebek egitimi,
bebekle hayat,
cocukla nereye gidilir,
cocuklu hayat,
erkek cocuk,
Hayatın İçinden,
kız cocuk,
sive damladol
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















