Etiketler

raki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
raki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2013 Çarşamba

Sonbahar Geldi Hoşgeldi

Resmi olarak Sonbahar geldi. Kavurucu sıcaklar ve nem kendini tatlı bir esintiye bıraktı. Geceleri klimaya gerek olmadan sadece  penceremizden esen rüzgarın ipeksi dokunuşuyla uykularımız daha da huzurlu. Çocukken sonbaharın gelmesi beni hiç mutlu etmezdi. Okullar açılacak, yazlıktaki arkadaşlarımdan ayrı düşeceğim, bütün bir gün boş boş ne yapsak acaba diye düşünmek yerine "off forma giymek zorunda mıyım" sorusu ile annemi daraltacağım, işte hep bunlar gelirdi aklıma.
Şimdi ise bambaşka düşünüyorum. Sonbaharın gelmesi aksine beni mutlu ediyor, o tatlı rüzgarın hafif hafif esmesi , yağıp geçen yağmurlar, boşalan tatil yöreleri, doğanın zümrüt yeşilinden yavaş yavaş toprak renklerine teslim olması.

Tatil yöreleri dedim ya mesela eskiden olsa her yer boşalıyor diye bende dönmek için ısrar ederdim aileme, haydi kimse kalmadı biz de dönelim diye şimdi ise imkan olsa Eylül-Ekim hiç dönmesem  Ege’den. Herşey daha bir keyifli; deniz, resturantlar, plajlar, sokaklar, sadece sonbahar sevgisini paylaşan insanların etrafında olması bambaşka bir duygu imiş meğer.

Önceleri bir restaurant’a gittiğimizde ya da evde Orhan Gencebay,  Zeki Müren çalarken ne hissediyorsam sonbahar da bana onu ifade ediyordu. Şimdi ise o şarkı sözlerindeki yaşanmışlıklara gözlerim doluyor dinlerken, çoğunlukla bir mırıltı halinde eşlik ederken yakalıyorum kendimi. Artık o şarkıcılar da, söz yazarları da, sözler de daha bir anlamlı benim için.

İyki geldin diyorum ozaman sonbahar. Haydi bir el ver toplayalım şu bavulu, kısa da olsa gidelim Ege’ye.  Yere düşen yapraklara, ılık rüzgara, serin denize ve sakin bir sabaha uyanalım, 4-5 günlüğüne bile olsa anılara bir anı daha ekleyelim.

Ver elini sonbahar sıkı sıkı tut, akşamlar erken çöküyor, daha yolumuz uzun.  Yapraklarını döken ağaçlar tıpkı takvim yaprakları gibi, gel gel de tadını çıkaralım içtiğimiz bir duble rakının. Kadeh kaldıralım geçmişe ve geleceğe...

16 Mart 2013 Cumartesi

"Kydonia", Kuruceşme

Bir deniz, iki yaka tek sofra...

Mübadele ile Girit ve diğer adalardan Ayvalık ve Alaçatı bölgelerine yerleşmiş Türklerin tarihi reçelerinden faydalanarak hazırlanan 70'e yakın meze... İnternet sitelerinde yazan bu cümleden yola çıkarak bizde uyandırdığı merak sonucu 6 arkadaş dün akşam Kydonia'daydık. Yine düştük Ege mezelerinin peşine...


Kydonia'ya Kuruçeşme'de Migros'un yan sokağından giriş yapıyorsunuz, solda 3 katlı binanın 2. katı.
Restraurant'dan içeriğe girdiğinizde sizi güzel bir boğaz manzarası karşılıyor. Sağ tarafınızda ışıl ışıl köprü tam karşınızda ise gelin gibi pırıl pırıl Kuleli Askeri Lisesi. Var mı böyle bir şehir demekten kendini alamıyor insan. Hepimizin ortak kanaati yazın bu mekanın çok in olacağı. Oldukça sade ve  sıcak döşenmiş beyaz rengin hakim olduğu ortamda kış olmasından dolayı sigara içilmiyor. Tam girişte bir zeytin ağacı var, içki içerken sigara tüttürmeden olmaz diyorsanız zeytin ağacını birkaç defa ziyaret etmek durumunda kalabilirsiniz.

Gelelim neler yediğimize. Mezeleri meze dolabından zevkinize göre seçerek sipariş ediyorsunuz.
 Gerçekten lezzetli ve farklı tatlar yeme imkanı bulduk.
Hardal otu, naneli fava, enginar kalbi, börülce, levrek marine, file bademli girit ezme peyniri,  somon pastırması, karışık ot tabağı, süzme yoğutlu caciki. Ara sıcak olarak da sıcak yatırma peyniri, istiridyeler içinde sunulan kaşarlı midye, ahtapot ızgara ve ızgara lor peyniri. Tabii genelde olduğu gibi bu mezeleri yiyince balığa yer kalmadı. Mezelerin lezzeti, çeşitliliği ve sunumu bize keyifli akşam geçirtmeye yetti.
Fiyatlara gelince uygun olduğunu söyleyemeyeceğim, yukarda saydığım meze ve ara sıcaklar (2'şer porsiyon olarak) 2 büyük rakı kişi başı 150 TL.
Yediklerimden aklımda kalanları yazmak artık bir klasik oldu. File bademli girit ezme peyniri,  somon pastırması ve istiridye içinde sunulan kaşarlı midyeleri sipariş etmenizi öneririm.

Bu arada mekan boşalmaya yakın yukardan gelen müzik sesi içmizde bir kıpırtı yarattı ve sırf meraktan çıkıp bakalım dedik. Sadece bakmakla kalamadık çünkü yukarda bizi açık hava teras ve yine aynı şahane manzara karşıladı, ee tabii müzik de güzel olunca bahaneye gerek kalmadı. Mekanın adı La Mancha. Bu yazın iki hit mekanı bence şimdiden belli.

Muallim Naci Cad. No:107 Kuruçeşme İstanbul
0212-257-11-31/32

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...