Etiketler

yasam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yasam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2013 Pazartesi

Hayat dediğin bir koşturma


Dünya'ya gelişimizle birlikte koşturmamız hiç bitmiyor... Nasıl mı?

Ilk yaşam çığlığı, emekleme, sonra hayata ilk adımlar

Yuva, ilkokul, lise ve üniversiteyi bitirme çabası. Yani etiketlenme hali...

Arzu eden hazır gazı almışken yıldızları full'leyip master ve doktoraya

Kep töreninin hemen ardından iş bulma heyecanı

İlk iş yeri, ilk patron, ilk deneyimler, yani gerçek debelenmeler

Baba evi ne rahatmış, ekmek elden su gölden geyikleri

Elimiz biraz ekmek tuttu mu aile kurma isteği

O da oldu mu, resim tamamlansın çocuğu da yapalım
(dünya'da yapmamız gerek en doğru koşturma bence parantez içinde:)

Çocuktan sonra tüm hayat mücadelemizin ikiye katlanması, 
ben görmedim çocuğum görsün çabası











Aklın yatıyorsa bir tane de kardeşi olsun

Onları okula gönderme, mürvetini görme isteği

Emeklilik sonrası bir ohh çekip büyük şehirden kaçma çabası...

Olduysa torunlarla vakit geçirme 
(anneannemin deyimi ile dünyanın en güzel duygusu)


Veeee Tüm bu koşturma sonucu şanlı isen tık diye bir seferde 
hayata veda etme...



İşte böyle hayat, aslında bu kadar basit... Bilmem anlatabildim mi? 

27 Mart 2013 Çarşamba

Hepimiz birer Yolcuyuz




Bir yol düşünün upuzun sanki hiç sonu gelmeyecek gibi. Etrafı yemyeşil ve  bahar dallarıyla örtülü. Hayata gözlerimizi açtığımızda  herşey sade, dingin ve huzurlu. O upuzun yol önümüzde, sadece gözlerimizi açıp koşar adımlarla ilerlememizi bekliyor.

İlk çığlığımızla bir sarsılma ve farkına varış ve sonrası hep bir savruluş.
Doğduğumuz ilk zaman ömür ve dünyadaki hayatımız hiç bitmeyecekmiş gibi. İlk 20 yıl bir telaş, büyüme ve öğrenme hevesi ile yanar tutuşuruz. Kim yaşımızı sorsa bir iki yaş fazladan söyleriz, büyümek olgun olmak önemlidir o yaşlarda, ne zaman ki otuza geliriz işte o bir dönüm noktasıdır. 30’lar en harika yıllardır; insanın kendinin farkına vardığı, hayata emin adımlarla yaklaştığı hatta daha sıkı sıkıya sarıldığı yaşlar. 20’lerde olduğu kadar kara değildir gözümüz, bir çılgınlık yapacakken iki kere düşünür hale geliriz. Nedendir bilinmez ama ya hayat bizi yormaya başlar ya da gerçekler. Hayatımızda ve etrafımızda verdiğimiz kayıplar yüzümüze tokat gibi çarpar zaman zaman. Her koşulda dimdik ayakta durmanın zorluğu ve ne olursa olsun ailen, arkadaşların yanında dahi olsa birçok şeyin üstesinden yine kişinin kendisinin gelebileceği gerçeği.

Elinizde bir buz kalıbı olduğu düşünün her bir darbede, zorlukta biraz daha eridiğini ve siz ne yaparsanız yapın buna engel olamadığınızı. Ömürde aynı bu buz kalıbı gibi iyi de olsa, zor da olsa bir şekilde yaşanıldığı ve yavaş yavaş sonun yaklaştığı.

Bize bahşedilen kıymetli bir kavram var o da ZAMAN. Onu iyi ya da kötü, değerli ya da değersiz geçirmek tamamen bizim elimizde. Hergün yepyeni bir başlangıç ve temiz bir sayfa demek. Madem hepimiz birer yolcuyuz bu hayatta varsın bu yolculuk en güzeli olsun. Sizin kendiniz için yarattığınız hikayenin en güzeli. 
Zengin, fakir, mevki sahibi, evli, bekar, güzel, çirkin demeden elimizdeki kıymetli hazineyi yani zamanı en iyi şekilde değerlendirme seçimi bizde... 

Ömür dediğin üç gündür,
Dün geldi geçti, Yarın meçhuldür,
O halde ömür dediğin bir gündür,
O da bu gündür!!!
Hepinize iyi yolculuklar…
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...