Etiketler

direnis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
direnis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2013 Cuma

Alıp Başını Gitmek mi?


Nedense bu ara hep bir gitmek var içimde. O çok bayıldığım, vazgeçmeyi bir saniye bile aklımdan geçirmediğim şahane İstanbul bana dar gelir oldu. Bir kayboluş içindeyim sanki koca şehirde. Boğaziçi köprüsünden her geçişte tadına doyulmaz manzaranın beni kucakladığını bilsemde tarif edemediğim bir huzursuzluk söz konusu. 

Havası, suyu, trafiği, yolu değil beni bezdiren. Nefesimi  duraksatan bir kara bulut var sanki şehrin üstünde ve bir türlü gitmek bilmiyor.  Belki son yaşanan olaylar, gezi, hükümete güvensizlik, herkesin birbiri ardından iş çeviyor olması, sahtelik, iki yüzlülük, herşey fevkaladeymiş gibi insanların birbirine samimiyetsiz gülüşleri ve toplum baskısı altında sıkışıp bahaneler uydurması. Gazete okuyamaz, televizyonda haberleri izleyemez hale geldik ne yazık ki. Kim doğru, kim yanlış birbirine karıştı. İnsanlar korkularından söz söyleyemez hale geldi.  Rüya görmüş olmayı çok dilesem de tüm bu yaşananların hiçbirisi rüya değil.

Çok uzaklara gitmeden 1 sene önce sorsalar, ben metropol insanıyım asla kıpırdamam, aradığım herşey elimin altında derdim şimdi ise yarın çocuklarımıza nasıl bir gelecek bırakacağız onun bile cevabını veremiyorum. Bırakın geleceği bir ay sonra ne olacağımız meçhul.  Ha ne şimdi, bu metropolden kaçınca dert bitecek mi hayır ama bazen insan çözüm bulamadığı zaman kaçar ya, hatta imkan olsa biryerlere sığınıp birkaç sene çıkmaz ya işte bu da tam öyle birşey.

Tek istediğim bi gün uyandığımda ohhh bugün gerçekten hak ettiğimiz bir ülkede yaşıyoruz diyebilmek. Daha özgür bir memleket, gerçekten demoktarikleşmiş bir süreç ve en önemlisi yaşadığı toplumda mutlu olan bireyler. 

Biraz geçmişe şöyle anne babalarımız zamanına dönüp bakarsak belki yine içi fesat, kötülükle dolu insanlar vardı ama çoğunluk değillerdi, şimdi ise çığ gibi büyüyorlar.  İyi ve dürüst insanlar ne yazık ki avuç içi kadar kaldılar koca memlette. Bir uyanış olur gibiydi ama herkes yaşananlar sonucu yine sindi ve kabuğuna çekildi.

Artık ayağımı çimene ya da toprağa basarak negatif enerjimi atamıyorum  ve anlamsız yere tek çare Istanbul’dan kaçmakmış gibi her geçen gün şehrimden ve ülkemden soğuyorum.  İsyanım var, biri sesimizi duysun!...

6 Haziran 2013 Perşembe

Bir Ayyaş ve Çapulcu'nun Yüreğinden Geçenler


Herkese hak ettiği bir Türkiye dileyerek başlamak istiyorum yazıma.

Aslında son günlerde yaşadıklarımız hakkında yazıp yazmamak konusunda çok gidip geldim, ama inanın içim o kadar çoşkulu ve dolu ki olaya iyi taraflarından bakarak biraz değinmek istiyorum.  Çoğumuzun düşündüğü gibi “Taksim Gezi Parkı” birçok vatandaşımız için kırılma noktası oldu. Yıllardır üzerimizdeki ölü toprağını attık ve uyandık.  Ben aslında Türkiye’nin bu durumunu biraz kişiseleştirerek anlatmak istiyorum.  Sessiz ve bir de daha tez canli ve fevri insanlar vardır, ben durumu biraz buna benzetiyorum. Tez canlı olanlar; neredeyse her durum ve koşul için yorum yapıp, bir an önce iyi ya da kötü bir sonuca varmaya çalışırlar, sessizler ise genellikle dinleyip, karşı tarafın dediklerini iyice özümseyip, bazen özümsese bile son sözü söylemek için hep doğru zamanı beklerler. Ben aslında genelde ilk grupta yer aldım bugüne kadar ama inanın bende bile bir kırılma noktası oldu. Herzaman tez canlı olmanın çok da faydalı olmadığını gördüm bu olayların sonucunda. Ayrı bir yazımda mutlaka daha derinden değineceğim, şimdi  asıl konudan sapmayalım.

Biz halk olarak baya bir sessiz kaldık, hep dinledik, tüm söylenenleri iyice özümsedik, doluya, boşa koyduk değerlendirdik.Birşeyler aklımıza uygun gitmese de kimse kişisel olarak haklarımıza karşı çıkmadığı sürece sineye çekeriz dedik.  Ama ne demişler sessiz atın tekmesi pek olur, işte bizimki de aynen öyle oldu. İnsanlar dur durdu ve sabırları son buldu, kibarlık da anlayış da bir yere kadar, yapılacakları dikte etmek bırakın biz 18+ insanları çocukları bile rahatsız eder.  Bizi de etti sonunda,  bu nedenle de herkes birbirini tanısın tanımasın barikat için ellerini birleştirdi, yüreklerini, cesaretlerini ortaya koydu, canları pahasına çıktı yola,  göğüs gerdi  tüm panzerlere ve gaz bombalarına, hatta plastik bombalara. Bu uğurda yaralananlar ve can verelenler de oldu. Onlar bizim gururumuz, bazılarımız ben dahil bu kadar cesaretli davranamadık, atamadık kendimizi gaz bombasının ya da panzerlerin en önüne ama onlar attılar. Öyle bir umut oldular ki artık biliyoruz bugünden sonra hiçbirşey eskisi gibi olmayacak. Anayasanın maddelerine, gezi parkına, ormanlık alanlara, kentsel dönüşüm adı altındaki oluşumlara,  medyanın ve önemli kuruluşların nasıl bir duruş sergileyeceğine, giydiğimiz kıyafete, içtiğimiz içeceğe (saymakla bitmeyecek sanırım) laf söylecekken iki kere düşünecekler. Bizi ne gaz bombası ne de panzer durduramaz. Zor günlerimizde yanımızda olan direnen tüm insanlara yiyecek, içecek dağıtmak, ihtiyaç gidermek, yaraları sarmak için kapılarını açan oteller, evler, yardım dağıtan tüm özel sektör kuruluşları hepinizi ayakta alkışlıyoruz. Yanımızda olmayıp tercihini diğer taraftan yana yapan ve suratımıza kapılarını kapayan tüm kuruluşlar sanırım nasibinizi aldınız, uzun sürede iş tatlıya bağlanmayacak gibi duruyor bu kurum ve kuruluşlar için. Bazıları erken uyanıp biz de direnişteydik deseler de ben size ne diyorum "UYANDIK", artık herşeyin tüm netliği ile farkındayız. Belki de gözümüze parmakla sokmalarını bekliyorduk ama olsun.


Şimdi Türkiye geçliğinden ve aynı doğrunun ardından giden insanlardan beklenen, taşkınlık yapmadan haklı iken haksız duruma düşmeden savunmamıza devam etmek. Bu illa kendimizi parklara, caddelere, sokaklara atarak değil de mantıklı olarak olaylara dur diyecek bir birleşme sağlayarak olabilir. Ayyaş ve çapulcular olarak bizden beklenen Türkiye Cumhuriyetine bize emanet edildiği gibi sahip çıkmak. Yeterki yüreklerimiz bir amaç için birleşsin,  üzerinde yaşadığımız topraklara sahip olan atalarımız hem içtiler, hem savaştılar ve sonuna kadar da at üstünde liderliklerinden bir nebze olsun kaybetmediler. Amaç hepsi için aynı idi; gelecek nesillere rahat ve huzur içinde yaşayacakları verimli topraklar bırakmak. 1cm karesini bile kaybetmemek için savaştılar bundan sonra bizim de bu toprakların bir cm karesini başkalarına bırakmaya niyetimiz yok. Inanan ve direnen tüm kalplerin sonuna kadar aynı atması dileği ile. 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...